Hayatta her iş kısmetse olur…
Kimi çok çalışır, zengin olmak için didinir durur ama bir türlü istediği seviyeye ulaşamaz…
Kimi hiç çalışmaz, ama para gelir bir şekilde onu bulur…
Kimi siyaseten bir yerlere gelmek için çabalar durur, ama hiçbir yere gelemez…
Kimi siyasete adımını attığı ilk gün istediği yere seçilir ve arzusunu gerçekleştirmiş olur…
Ne iş yaparsak yapalım, önce kısmetimiz olmalı… Eğer attığımız adımda kısmet varsa, zorlamaya gerek yok, mutlaka istediğimizi elde edeceyiz… Yok, eğer arzularımız bir türlü gerçekleşmiyorsa, ısrarında bir manası yok demektedir. Talepte bulunduğumuz iş, bize kısmet değilmiş, olmayacaktır da…
Iğdır özelinde konuşacak olursak, geçmişten günümüze siyasetle uğraşan bu işe emek veren, gecesini gündüzüne katıp alt yapı çalışması yapan, ama istediği başkanlık veya vekillik koltuğuna oturamayan onlarca insanımız vardır…
Birde hiç eziyet çekmeden, siyasete ilk atıldığı gün mazbatasını alanlarımızda vardır…
Tesadüfen seçilenlerin ömürleri çok uzun olmasa da, birçoklarının yıllarca emek vererek gelmek istedikleri mevkilere az bir zahmetle gelmeleri, ‘Kadir Gecesi’ dünyaya gelmişler diye yorumlanır… Veya kısmetinde varmış oldu denir…
Milletvekilliği seçimine az bir süre kaldı…
Aday adayları bu durumu değerlendirerek seçim bölgelerine şimdiden yatırım yapmaya başlamış, seçmenle bire bir temas kurmaktadırlar…
Listenin birinci sırasını kapmak isteyen her bir aday adayı kendince haklı… Kimi bu hakkı vermiş olduğu emeğe dayandırır, kimi en kaliteli aday kendisini görerek bu sonuca varır…
Mesleğimin gereği yıllarca siyasetin içinde bulunmuş, çalışmaları izlemişimdir… Gönlünden adaylık geçiren ve bu amaçla çalışma sergileyen kişilerin ilginç taktikleri ve metotları olur… Kimi genel merkezin dayatmasıyla gelmek ister, kimi teşkilatın talebinde yer almak ister, kimi de kendi kişisel gücünü halkla bütünleştirerek varlığını ortaya koyar…
Yukarıda da belirttiğim gibi adaylık düşünen herkes hakkın kendisinde olduğunu düşünerek hareket eder ve bu inanmışlıkla kendine adaylık verilmediği andan itibaren aday olmak istediği partinin aleyhine çalışmaya başlar…
Maksat; “gördünüz mü bak, bana vermeseniz haliniz böyle olur işte” demeğe getirir…
Kısmete inanarak adım atan kişi, istediği olmasa da “hakkımda hayırlısı buymuş” der ve kenara çekilerek partisine çalışır… Kısmete inanmayan ise, beni aday göstermemek neymiş, gösteririm size der ve var gücüyle aday olmak istediği partinin ve aday adaylığında yarıştığı kişinin aleyhinde çalışmaya başlar…
Kısmetle ilgili vermiş olduğum bu örnekler, var olan hastalıkla ilgili bir teşhistir…
Bu hastalığı herkes bilir. Ama sen hastasın kimse demez…
Dedim ya, seçim yaklaştı. Aday adayları nabız yoklayacak, ortama bakacak ve uygun zemin buldukları anda adaylıklarını açıklayacaklardır…
Bu her bir aday adayının en doğal hakkıdır…
Benim söylemek istediğim şudur, her biriniz mutlaka kendinizde böyle bir hak olduğuna inandığınız için çıkmış aday adayı olduğunuzu açıklamışınızdır… Fakat hem kısmete inanın, hem de çok ısrarcı olup, ben yoksam gerisi tufan olsun demeyin…
Pireye kızıp yorgan yakar gibi davranmayalım…
Egolarımız, ideallerinizin önüne geçmesin…
Toplum menfaatleri, kişi menfaatleri ile ölçülmesin…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Bakmayın Siz Üç Beş Satılmışa, Türk Halkı İran’ın Yanındadır 03.03.2026
- Sırtlan Sürüleri 01.03.2026
- Sessizlik İyidir 28.02.2026
- Hocalı Yakın Tarihin Kerbelasıdır 26.02.2026
- Ne Oruç Ye Ne de Kul Hakkı 22.02.2026
- “Vatandaş Huzurlu Uyumuyorsa İçişleri Bakanı da Uyumayacak” 17.02.2026
- Çok Şey Yapılıyor, Daha Çoğu İsteniyor 08.02.2026
- Bunların Alayı Sapık 04.02.2026
- ABD’NİN İRAN’A SALDIRISI SONU OLUR 29.01.2026
- Vali Taşolar’dan İlk İzlenim 25.01.2026
Yorumlar