Ülke gündeminin ne kadar hızlı değişim sergilediğini görüyor, izliyoruz… CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın istifasıyla hareketlenen siyasi arena, yaklaşan seçimi de körüklemiş oldu…
Milletvekilliği süresinin 5 yıldan 4 yıla düşürülmesiyle birlikte, 22 Temmuz 2007 yılında yapılan son genel seçim dikkate alınacak olursa, 22 Temmuz 2011 yılında genel seçim yapılacaktır… Bu takvim şu anda uygulanacağı muhtemel olan bir takvimdir. Olabilir ki siyasi gündem değişikliği milletvekilliği seçimlerini birkaç ay daha öne alabilsin…
Ülke gündeminin en çok konuşulan partisi şüphesiz ki Baykal’ın istifasından ötürü CHP’dir. Kemal Kılıçtaroğlu bu süreci iyi yönetebilirse, CHP’nin oylarında ciddi bir artış olacağı muhtemeldir…
Bu artış 2011’den sonra iktidarın değişimi de olabilir… Ancak AKP’nin siyasi hamlelerini de küçümsememek lazım… Ummadık bir anda cam ekrandan okunan sözler çok şeyi alt üst edebilir…
Neyse ülke gündemini takip edelim ama Iğdır’ı da göz ardı etmeyelim…
Iğdır Dünyada ki ve ülkemizde ki değişimlerden etkilenmiş olacak ki, son iki seçimdir değişim üstüne değişim yaşıyor…
Hem Milletvekilliği seçiminde mevzi değişmiş, hem de Belediye başkanlığı seçiminde… Gelişmeler Kürt halkı için ilk başlarda mutluluk verici olsa da, ilerleyen zamanlarda bu mutluluk yerini çözüme kavuşmayan sorunların, alınamayan taleplerin tepkisine bırakmıştır…
Iğdır’da siyasi dengeler kişilerin hırs ve ihtirasları üzerine inşa edilmiş durumdadır… Kimse yanlışın kendisinde olduğunu kabullenmez, hata zincirinin halkası olduğunu sorgulatmaz… Sessiz çoğunluk olan halkın mırıldanışlarına kulaklarını kapatanlar, elbette ki gerçekleri göremez, elbette ki değişim rüzgârının savrulan parçacıkları olurlar…
Hiçbir zaman taviz verilemeyecek olan, gerçeklerin ört basıdır… Iğdır’da değişim rüzgârını çıkaranlar, gerçekleri örtbas edenlerdir… Bugün içinde bulunduğumuz ahval, dünün umursamazlığıdır. Dün yaşanan değişimde saflarını sıklaştıranlar, bugün içinde bulundukları girdaptan henüz kurtulmuş değillerdir…
Ya hallerinden memnunlar…
Ya da, bu girdaptan çıkmak için uzlaşı arayışındalar…
Benim kanaatim her ikisi de değil, hesaplaşma bitmedi galiba… İsimler zikredildikçe karşı isimler de zikredilerek meydan okumalar devam ettirilmektedir… Genel merkezler yaşanan gelişmelere kulak kapamakta, yanlış bilgiler doğru bilgi kabul edilmekte ve karmaşa, akıntıya kapılmışçasına sürüklenmektedir…
İnadın sonu yoktur…
Seçim yaklaşıyor. Daha akılcı ve daha gerçekçi olmalı, doğrunun etrafında birleşmeli, suyun durulmasına katkıda bulunmalıyız…
Kendimizi kandırmayalım. Hiç kimse hayatından memnun değil. Bu memnuniyetsizlik birtakım aktivitelerle örtbas edilmeye kalkışılsa da, avunmaktan öte değildir…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Sırtlan Sürüleri 01.03.2026
- Sessizlik İyidir 28.02.2026
- Hocalı Yakın Tarihin Kerbelasıdır 26.02.2026
- Ne Oruç Ye Ne de Kul Hakkı 22.02.2026
- “Vatandaş Huzurlu Uyumuyorsa İçişleri Bakanı da Uyumayacak” 17.02.2026
- Çok Şey Yapılıyor, Daha Çoğu İsteniyor 08.02.2026
- Bunların Alayı Sapık 04.02.2026
- ABD’NİN İRAN’A SALDIRISI SONU OLUR 29.01.2026
- Vali Taşolar’dan İlk İzlenim 25.01.2026
- 20 Ocak Kahramanlık Destanı 19.01.2026
Yorumlar