Geçenlerde arkadaşın birisi ilginç bir olay anlattı… Arkadaşım yaşadığı olayı anlatırken, bende Merhum İbrahim Bozyel’in Iğdır siyasetini konu alan tiyatro skeçlerini hayal etmeye başladım…
İsterseniz önce arkadaşımın, Ali’nin, Veliyle yaşadığı diyalogu anlatayım…
Arkadaşım Ali’yi, arkadaşı Veli arıyor…
Ne var ne yok, hal hatırdan sonra, konu siyasete ve adaylığa geliyor…
Arkadaşım Ali, Veliye: “Tabii ki neden olmasın, senden iyisi mi olacak, ama falan falan büyüklerle de konuşman, fikirlerini alman daha doğru olur demiş…
Arkadaşı Veli: “Elbette hepsiyle görüşeceğim, hepsinin fikrine başvuracağım” demiş…
Arkadaşım Ali, görüşmesini istediği aksakallarımızın isimlerini tekrar etmiş…
Arkadaşı Veli’de onaylayarak hepsiyle görüşeceğini tekrar etmiş…
Arkadaşım Ali, hakkın rahmetine kavuşmuş olan değerli büyüklerimizin ismini bilinçli bir şekilde söylemiş meğersem… Arkadaşı Veli’de o kişilerin öldüğünden bihaber, aday olmak için onlara başvuracağım demiş…
Sayın Demirel boşuna dememiş, “siyaset öğrenmek isteyen gidip Iğdır’da staj yapsın” diye…
Kültür elçimiz merhum İbrahim Bozyel, Iğdır siyasetini sahneye koyduğunda bu tarz davranışları cımbızla çekip sahneliyordu… Siyasetçi ile seçmen arasında ki diyaloglar, seçmenin siyasetçiden talepleri, seçin döneminde seçmenin akla hayale gelmeyen istekleri, siyasetçinin hızını alamayarak verdiği sözler, ilginç diyaloglar, şeytanca kandırmacalar espriyle karışık sahneye uyarlanıyordu…
Burası Iğdır, hele gündem siyaset olunca ne cinlikler döner kimsenin haberi bile olmaz… Kimi kendini cin sayanlarda, siyasetin bu zorlu yolunda aç götürülür, susuz getirilirler…
Benden söylemesi, ağzınızdan çıkan sözü tartarak çıkarın derim… Belli mi olur sokak levhasını ters döndürüp istikametinizi değiştirirler haberiniz bile olmaz…
Orta yaşlı bir amca tanıştığı delikanlıya kimin oğlusun diye sorar, genç adam Hasan’ın oğluyum der… Hangi Hasan muhabbetinden sonra tanıdığını beyan eden yaşlı amca, “babanla iyi dostuz sürekli görüşürüz, çok yakın arkadaşız der ve ne yapıyor çoktandır göremiyorum” sorusunu yöneltir…
Genç âdâmda biraz kızararak babam beş yıl önce hakkın Rahmetine kavuştu der…
Şaşkınlık yaşamak istemiyorsak, konuşmak için konuşmamalıyız…
Elbette siyaset zorlu bir yol, isteyen herkes bu zorlu yola girip adaylığını açıklayabilir… Ama adaylığını açıklamadan ofsayta düşmek istemiyorsa, dediğim gibi dersine iyi çalışmalıdır…
Yoksa aylarca, yıllarca temizleyemeyeceği bir kargaşanın içersine düşer ve neye uğradığını şaşırır…
Bakalım hangi adayımız, hangi rahmetliyi arayıp, icazet alacak…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar