12 Eylül’de yapılacak olan evet - hayır oylaması, belkide gelecek yüzyılımızın ilk çeyreğini etkileyecek bir oylama olacaktır…
12 Eylül darbesi Anayasa değişikliğini halk oylamasına sunan iktidar, 12 Eylül’ü, 12 Eylül’le vurmayı hedefliyor…
Evet oyu verecek olan da, Hayır oyu verecek olan da yapılmak istenen değişikliği tam manasında kavramış değildir… Evet oyu verecek olanlar AKP iktidarına arka çıkanlar… Hayır oyu verecek olanlar da AKP iktidarına karşı çıkanlar olarak algılanmakta, toplumda böyle bir kanaat uyanmış bulunmaktadır…
Erken genel seçim olmayacağını varsayacak olursak, 22 Temmuz 2011’de yapılacak olan genel seçimin gidişatını etkileyecek ve belirleyecek bir referandum olacaktır…
CHP ve MHP’nin referandumu önemsemeleri, seçmeni Hayır oyu kullanmaları yönünde ikna ya çalışmalarının asıl esprisi, AKP’nin referandumdan hüsranla çıkması ve erken genel seçimle iktidardan uzaklaştırılmasıdır…
Elbette ki AKP’de kolay lokma bir parti değil… Özal’ın ANAP’ından sonra iki dönem üst üste varlığını devam ettiren AKP, Özal döneminde olduğu gibi kendi kadrosunu kurmuş, güçlendirmiş ve ekip çalışmasıyla devam ettirmektedir…
Tarafsız yaklaşacak olursak, partiler içersinde en teşkilatlı parti şüphesiz ki AKP’dir… Cemaat anlayışının daha çok hâkim olduğu partide, makamdan çok, büyük abi silsilesi uygulanmakta, bu da daha çok bağlılık sergilemektedir…
Evet-Hayır’dan nasıl bir sonuç çıkar bilmem… Ama bildiğim bir şey var AKP karşıtlarının tamamı belki içinde doğru olan maddeler olsa da, değişecek maddelerin toptan aynı pakette oluşu karşı çıkmalarına neden olmakta, ‘Hayır’da Hayır var’ sloganları ile meydanlara inerek, Anayasa değişikliğinin getireceği ve doğuracağı sakıncaları dile getirmektedirler…
Gelecek yüzyılın ilk çeyreğini etkileyecek olan Evet-Hayır oylamasını yakından takip eden siyasetçiler, gelişmeleri lehlerine çevirmek için fırsat kollamakta, yerlerini sağlamlaştırmanın yollarını aramaktadırlar…
BDP, CHP ve MHP gibi pakete karşı çıkmak yerine sandığa gitmeyeceğini açıklamıştır… Her fırsatta AKP aleyhtarı açıklamalar yapan BDP’nin Hayır oyu vermemeleri bir anlamda AKP’nin elini güçlendirmekte, oyunu artırmaktadır…
Aslına bakılırsa Türkiye’mizde çok ciddi değişimler oluyor… Bir yanda anayasa referandumu, diğer yanda terfi bekleyen Paşaların emekli olanlarla birlikte 102 komutanın tutuklanma kararı, öte yandan her gün gelen şehitler. Ve en önemlisi ordu içinde ki PKK’lılar iddiası…
Evet bu ülkede bir şeyler değişecek ama ne?
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar