Bir zamanlar AYHAVAR isimli bir gazete yayınlanırdı Iğdır’da… Gazetenin sahibi yıllarca Iğdır’da Gazete bayiliği yapan Mecit Kumtepe idi…
Şimdi Azerbaycan’da ve Iğdır’da fabrikaları olan, uluslararası ticaretle uğraşan, büyük yatırımlar yapan Mecit Kumtepe, o yıllarda çıkardığı AYHVAR gazetesi ile Iğdır’ın sorununu, derdini, talebini AYHAVAR serzenişi ile dile getirirdi…
AYHAVAR Azeri Türkçesinde kullanılan bir kelimedir… Manası,
‘ Feryat etmek’ demektir… Duymayanların duymasını sağlamak, diğer bir manada çaresizliğin dışa vuruluşu olarak da algılanmaktadır… 
Tamda Iğdır’a uyan bir ifadedir ‘AYHAVAR…’ Çünkü Iğdır halkının sesini pek duyan yok… Yazdıklarımızı gözlerini kapatarak okuyan bir hayli fazla olduğundan, feryadımızı ‘AYHAVAR’ diyerek duyurmaya çalışalım istedim…
Küçüğün büyüğüne saygısı kalmamış, büyüğün küçüğüne sevgisi azalmış, AYHAVAR…
Konuşan ağzından çıkanı duymuyor, duyduğunu da anlamıyor… AYHAVAR…
Bir zamanlar yönetendi, şimdi yönetilen olmuş… AYHAVAR…
Yama olmuş haline, bölünmüş kaderine üzülmüyor… AYHAVAR…
Bu dörtlük şiir dörtlüğü değil elbet… Bu dörtlük ‘AYHAVAR’ dörtlüğü… Saygı, sevgi azalmış azalmasın da,  insanlar çıkarları söz konusu olduğunda, saygı sevgi gösterebiliyorlar… Beklentileri olmadığı zaman ise ne selam verirler, ne de selam alırlar… 
Bir toplum düşünün ki herkes bir şeyler konuşuyor… Ancak çoğu ne konuştuğunu bilmiyor… Duyduğunu yorum layamıyor. Bir şeyi anlamadığı için şiddeti tercih ediyor… Küfretmeyi meziyet leştiriyor… Yani giderek rotasını kaybeden bir toplum olma yolunda hızla ilerleniyor…
Bir zamanlar siyasi, ticari her türlü yetki kendi elinde olan bir millet, şimdi yönetilen olmuş, ama halen aklını başına alarak hareket etmek yerine, ötekileştirerek kendine yer açmaya çalışıyor… Dünün doğrularını geçersiz, bugünün yanlışlarını doğru kabullenmemizi istiyor…
Eskiden yamalı pantolon giymek ayıp sayılırdı… Şimdi bir millet top yekûn yama olmuş… Bir zamanlar kim benimle beraberdir derken, şimdi ben kiminle beraberim der olmuşuz… Ama uslanmıyor, anlamıyor, kırıp dökmekten vazgeçmiyoruz…    
Peki, hal böyle iken ‘AYHAVAR’ demeyip de ne yapalım? Sesiz sedasız, su gibi yatağımıza mı girelim. Yoksa sesimizi duyurmak için ‘AYHAVAR’ deyip haykıralım mı?
Sözüm meclisin içine, herkes şapkasını önüne koyup düşünsün… Doğru tektir ve o doğru etrafında bileşilmediği takdirde, “Nasıl yönetilmek isterseniz öyle yönetilirsiniz.” Sözüne boyun eğecek, tabi olacaksınız…