Azerbaycan gezimizin son günü. Artık dönüş yolundayız. 53 ülkeden 160 gazeteci, yazar ve bilim insanının katılımıyla düzenlenen 4. Şuşa Global Medya Forumu'nu tamamladık. Bu süreçte birçok kişiyle tanıştık, iletişim kurduk ve adresleştik.

En önemlisi de elimizdeki verileri bir an önce okuyucularımızla buluşturmak için sabırsızlandık. Çünkü forumun temasının, gördüklerimizi ve gerçekleştirdiğimiz çalıştayları çevremize duyurmak, anlatmak ve okutmak olduğunun farkındayız.

Azerbaycan'ın Karabağ bölgesinde neler yaşandığını, insanların hangi zorluklardan geçtiğini, 30 yıllık hasretin nasıl sona erdiğini, Karabağ'ın yeniden nasıl ayağa kaldırıldığını, sosyal şebekelerde halen sürdürülen kışkırtıcı söylemleri ve bölgede barışın kalıcı şekilde tesis edilmesi gerektiğini uzun uzun konuştuk.

Azerbaycan'a geldiğimiz ilk günden son güne kadar neredeyse hiç boş anımız olmadı.

Programımız sürekli toplantılarla ve ziyaretlerle doluydu.

Çünkü konuşulacak konu çoktu.

Madem bir araya gelmiştik, her şeyi enine boyuna değerlendirmek gerekiyordu.

Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bizzat direksiyonuna geçtiği araçla Karabağ'daki şantiyeleri gezerek incelemelerde bulunuyor, açılışlar yapıyor, çalışmaları yerinde takip ediyor ve gördüğü eksikliklerle ilgili talimat vererek sorunların giderilmesini sağlıyor.

Karabağ 30 yıl işgal altında kaldı ve Ermeniler bu süreçte tek bir çivi bile çakmadı.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan'ın, "Karabağ Azerbaycan'ındır. Şayet bizim olsaydı yatırım yapardık." sözü aslında dünyaya verilebilecek en net mesajlardan biri oldu.

Evet, gerçekten de hiçbir yatırım yapılmamıştı. Çünkü Ermeniler bir gün Karabağ'ı terk edeceklerini hepimizden daha iyi biliyorlardı.

İkinci Karabağ Savaşı'nın ardından Azerbaycan diplomasinin en üst seviyesini dünyaya gösterdi ve dünya, Prezident İlham Aliyev'i ve haklı Azerbaycan davasını daha yakından tanıdı.

İşte bu nedenle Karabağ yeniden şekillendiriliyor. Tüm şehirler adeta sil baştan inşa ediliyor.

Ağdam sanayi şehri, Şuşa kültür başkenti. Fuzuli, Laçın, Hankendi ve Hocalı'da hayatın normale dönmesi için çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.

Karabağ'da yeniden yapılaşma devam ederken Azerbaycan da dünyayı bilgilendirmek adına son derece planlı hareket ediyor. Her hafta ve her ay dünyanın dört bir yanından onlarca, yüzlerce misafir ağırlanıyor. Karabağ'ın dünü ve bugünü tüm yönleriyle anlatılıyor ve tanıtılıyor.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu işi oldukça profesyonelce yapıyorlar. Görevliler işlerinin ehli. Yetkililer, Azerbaycan'ın dünyaya daha iyi tanıtılması, Karabağ'ın geçmişinin ve bugününün doğru şekilde bilinmesi, ülkenin bir cazibe merkezi haline gelmesi için çok ciddi çalışmalar yürütüyor.

Elbette kalkınma ve yapılaşma sadece Karabağ'da sürmüyor. Azerbaycan'ın tamamında bu gelişimi görmek mümkün. Deniz sahilindeki Buzovna ve Merdekan bölgelerinde de dikkat çekici değişimler yaşanıyor. Özellikle Buzovna'da yapılan ve yapımı devam eden konutlar ile turistik tesisler, yakın gelecekte dünya turizminin önemli duraklarından biri olmaya aday görünüyor.

1992 yılında gitmeye başladığım Azerbaycan'daki büyük değişimi görmezden gelmek mümkün değildir.

1992 yılında Nahçıvan Ali Meclis Başkanlığına seçilen merhum Haydar Aliyev, adeta bitmiş durumdaki Nahçıvan'ı yeniden ayağa kaldırmış, o yıllarda yokluklar içindeki Azerbaycan'ın kalkınmasının temellerini atmıştı.

Nahçıvan Ali Meclis Başkanı olduğu dönemde sık sık ziyaret ettiğim Umumilider Haydar Aliyev, Nahçıvan'ı yönetirken aynı zamanda Azerbaycan'ın dünya siyasetindeki yerini de şekillendiriyordu. 1993 yılında Azerbaycan Cumhurbaşkanı olduğunda ülke birçok açıdan zor bir süreçten geçiyordu. Kısa sürede düzeni sağlamak için çalışmalara başlayan Aliyev, önce huzur ve güven ortamını oluşturdu. Ardından yaraları sararak kalkınmaya yönelik önemli adımlar attı. Hakkın rahmetine kavuşmasının ardından oğlu İlham Aliyev Cumhurbaşkanı seçildi. Umumilider'in başlattığı kalkınma hamlesini sürdürdü ve Karabağ'ın işgalden kurtarılması başta olmak üzere birçok önemli başarıya imza atarak bugünlere gelinmesini sağladı.

Baba Aliyev'in açtığı yollar ve çizdiği hedefler birer birer hayata geçirildi.

Unutulmamalıdır ki Haydar Aliyev'in Nahçıvan'da Rus yönetiminin ardından ilk icraatlarından biri, Kirov Caddesi'nin adını Atatürk Caddesi olarak değiştirmek olmuştu.

Bu değişim haberini bizzat Haydar Aliyev'in kendisi bana söyledi. Ben de gidip caddedeki tabelayı fotoğraflayarak haber yaptım.

1992 yılından bugüne çok şey değişti. Donanımlı genç kadrolar iş başına geldi. Enerjisi yüksek Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in temposuna ayak uydurabilmek için bakanlar ve bürokratlar yoğun bir çalışma içerisinde görevlerini sürdürüyor.

Azerbaycan'ın geleceği hiç şüphesiz ki çok parlaktır. Kendini sürekli geliştiren Azerbaycanlılar, yeniliğe açık yapılarıyla dünyadaki başarılı örnekleri ülkelerine taşıyabilecek bir vizyona sahiptir. Rüyalar şehri olarak anılan Azerbaycan'ın bu değişimini yerinde görmek, özellikle de yeniden ayağa kalkan Karabağ'ı ziyaret ederek bu büyük dönüşüme tanıklık etmek herkes için unutulmaz bir deneyim olacaktır.