Kapatılan DTP’nin eski eş başkanlarından Ahmet Türk’e Samsun’da yapılan ferdi saldırıyı TV’lerden izlerken ciddi manada üzülmüş, ülkenin çekilmek istendiği arenayı kafamda kurgulamıştım…
Saldırı sonrası ülkede tansiyon yükselmiş, hükümet, tansiyon daha fazla yükselmesin diye önce iki Emniyet Müdür yardımcısını, daha sonra da yeteri kadar güvenlik önlemi alınmadığı gerekçesiyle İl Emniyet Müdürünü de açığa alarak merkeze çekmiştir…
Samsun’da Türk’e yapılan yumruklu saldırının ardından ülkenin çeşitli bölgelerinde parti taraftarları sokağa dökülmüş, kimileri çok sinkaflı sözler dile getirmiş, tehditler savurmuşlardır…
Ahmet Türk’e yapılan çirkin saldırıyı, Kürt kökenli vatandaşlar kadar, Türk vatandaşlarda kınamış, siyasi partilerin genel başkanları olayı kınadıklarını belirtir açıklamalar yapmışlardır…
Ahmet Türk’e yapılan saldırıdan bir süre önce’de CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a karşı Van’da bir saldırı olmuş, yumruk teması olmasa da, taş ve yumurta saldırısından Baykal ve CHP’liler ziyadesiyle nasiplerini almışlardır…Toplanan kalabalık çok rahat biçimde külhanbeyliyi yapmış, birilerinin kendilerini görmesi için de kameralara poz vererek saldırılarını sürdürmüşlerdir…
Kısa sürede iki ayrı üzücü hadise yaşandı…
Samsun’da meydana gelen çirkin saldırının hemen ardından bölgeye giden iki müfettiş görevde ihmal belirleyip İl Emniyet Müdürünü, Müdür Yardımcısı ve Şube Müdürünü açığa almıştır…
Van’da ise CHP Genel Başkanına yapılan çirkin saldırıyı, sanki CHP organize etmişçesine bir umursamazlık, olayın üzerine gitmezlik ve bugüne kadar olayda ihmal var açıklamasının yapılmamış olması apaçık bir çifte standarttır…
Ana muhalefet partisinin liderine karşı yapılan saldırının da, en az Ahmet Türk’e yapılan saldırı kadar üzüntü verici olduğu gerçeği maalesef ki görmezden gelinmiştir…
Peki, CHP’nin arkasında örgütlü bir teşkilatı olsaydı, sokakları taş yağmuruna tutsaydı, olayı protesto edip hükümeti korkutsaydı Van’da birileri açığa alınır mıydı?
Aklıma şöyle de bir soru geliyor…
Sokağa dökülene ayrı, dökülmeyene ayrı muamelemi yapılıyor acaba?
Samsun’da meydana gelen üzücü olay, demokrasiye, insan haklarına aykırı olduğundan nasıl kınıyorsak, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a karşı Van’da yapılan yine aynı özelliklerde olan bir saldırıyı da kınamamız gerekmiyor mu?
Ülkede yaşanan olumsuzlukları tümüyle bir bütün olarak görmek yerine, ses çıkaranınkini görüp, diğerini görmezden gelmek hiç etik değildir…
Önceki gün Van’da, ertesi gün Samsun’da, yarın öbürsü gün de ülkemizin başka bir yerinde şiddet alışkanlık haline getirilecek, kargaşa ortamından yine yararlanmak isteyenler yararlanacaklardır…
Kendini ifade etmekten aciz kişiler, şiddete başvururlar.
Gerek Ahmet Türk’e ve gerekse Deniz Baykal’a yapılan saldırılar acizliğin bir göstergesidir… Hakeza, sokakta polise taş atan, vatandaşın evini, işyerini taşlayan, aynı acizliğin bir başka yansımasını sergilemektedirler…
İki liderin de uğradıkları saldırı sonrası toplumu germemek adına yapmış oldukları açıklamalar, takdir toplamış, beğeni kazanmıştır…
Umarım sağduyu hâkimiyeti kaybedilmez…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Bakmayın Siz Üç Beş Satılmışa, Türk Halkı İran’ın Yanındadır 03.03.2026
- Sırtlan Sürüleri 01.03.2026
- Sessizlik İyidir 28.02.2026
- Hocalı Yakın Tarihin Kerbelasıdır 26.02.2026
- Ne Oruç Ye Ne de Kul Hakkı 22.02.2026
- “Vatandaş Huzurlu Uyumuyorsa İçişleri Bakanı da Uyumayacak” 17.02.2026
- Çok Şey Yapılıyor, Daha Çoğu İsteniyor 08.02.2026
- Bunların Alayı Sapık 04.02.2026
- ABD’NİN İRAN’A SALDIRISI SONU OLUR 29.01.2026
- Vali Taşolar’dan İlk İzlenim 25.01.2026
Yorumlar