Kaç gündür kamuoyunda, Ermenistan’da Türk ve Azerbaycan bayraklarının yakılmasına tepki gösteriliyor.

Öncelikle bir ulusun simgesine, kutsalına yapılan saldırı aşağılık bir harekettir. Kaldı ki Türkiye ve Azerbaycan’da bayrak, sıradan bir temsiliyet değil, kutsal bir değerdir. Daha anlaşılır bir ifadeyle; bayrağı yere düşürmemek için canını feda etmek bir meziyet değil, bir onurdur. Onu yere düşürmek ise onursuzluk, şerefsizlik ve namussuzluktur.

Haliyle komşuda yapılan bu saygısızlık elbette tepkilere neden olmakta, Türkiye ve Azerbaycan vatandaşları da tepkilerini dile getirmektedir.

Ancak Ermenistan’da 7 Haziran günü 2.489.031 kişi sandık başına gidecek. Parlamento seçimlerinin yapılacağı bu tarihte, Koçaryan’ın Paşinyan’a rakip olacağı biliniyor. Koçaryan, Paşinyan’ı Karabağ savaşından sonra izlediği barışçıl tutum nedeniyle eleştiriyor; halkı kışkırtarak Paşinyan’ı Karabağ’dan vazgeçmekle suçluyor.

Ermenistan’da Paşinyan’ın en güçlü rakibi Koçaryan’dır. Koçaryan’ın en büyük destekçileri ise Ermeni diasporası ve Taşnak Parti üyeleridir.

Malumunuz, bayrak yakma girişiminin hemen ardından Başbakan Nikol Paşinyan bu eylemi kınadı. Daha önce yaptığı açıklamada ise “Karabağ diye bir gündemimiz artık yoktur.” diyerek, Karabağ’ın Azerbaycan’a ait olduğunu net bir şekilde ifade etti.

Elbette bazı ırkçı grupların bu gerçekleri kabullenmesi zor olabilir. Bu nedenle Paşinyan’ın attığı adımlar bu kesimlere ağır gelebilir. Ancak zamanla buna alışacaklardır.

Olası bir durumda, Koçaryan ya da benzer görüşte birinin başbakan seçilmesi hâlinde, Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan ile iyi ilişkiler kurması zorlaşabilir; hatta yeniden çatışmalı bir süreç başlayabilir.

Türkiye ve Azerbaycan, Ermenistan’daki gelişmeleri yakından takip ediyor. Ermenistan halkının büyük çoğunluğunun ise Paşinyan’dan, barıştan ve diyalogdan yana olduğu görülüyor.

Çünkü artık herkes biliyor ki savaşın kimseye kazandıracağı bir şey yoktur. Ayrıca belirtmek gerekir ki Türkiye de eski Türkiye değil, Azerbaycan da eski Azerbaycan değildir.

Abluka altında, dünyaya açılamadan ve yeniliklere ulaşamadan yaşamak, Ermenistan halkı için ciddi bir sorun hâline gelmiştir.

Bu nedenle halkın büyük çoğunluğu barıştan yana tavır almakta ve Paşinyan’ı desteklemektedir.

Iğdır Alican Sınır Kapısı’nın da 7 Haziran’a kadar açılması bekleniyor. Bu durum, Ermenistan halkı açısından Paşinyan’ın önemli bir seçim yatırımı olarak görülmektedir.

Daha net bir ifadeyle; barıştan ve diyalogdan yana olan Paşinyan’ın kazanması, Türkiye ve Azerbaycan tarafından da olumlu karşılanmaktadır.

Bu süreçte böyle olması da gerekmektedir. İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Paşinyan’ın barışa “hayır” dememesi, halkını düşündüğünü gösteren önemli bir gerçekliktir. Çünkü savaşın devam etmesi hâlinde Ermenistan halkı daha büyük zarar görecek, düşmanlıklar kalıcı hâle gelecekti.

Atılan barış adımları, en azından insani diyalogların gelişmesine vesile olmuş, komşuluk ilişkilerinin iyileşmesine katkı sağlamıştır. Sınır kapılarının açılmasıyla birlikte Ermenistan’ın dünyaya entegre olabileceği daha rahat bir ortamın oluşması mümkün olacaktır.

Bu gelişmeler gerçekleşirse, diaspora ve Taşnakların etkisi de azalacaktır. Bu nedenle bu çevreler, süreci provoke etmek amacıyla bayrak yakma gibi eylemlere başvurabilir.

Bana göre Ermenistan halkı sağduyulu davranacak ve 7 Haziran’da Paşinyan ile yola devam diyecektir.