ABD-İsrail-İran savaşı sonrası dünya dengesi farklı bir boyut kazandı. Savaşın sınırındaki ülkeler, yaşanan bu savaştan en çok etkilenen ülkeler oldu. Stratejisini doğru yönetenler savaşın kazananlarından, yönetemeyenler kaybedenlerinden olur.
Türkiye, İran, Azerbaycan ve Kürtler, savaş başladığı günden itibaren en çok dikkat çeken ülkeler ve halklardı.
ABD ve İsrail bu savaşın planını yaparken şöyle düşünmüşlerdi, biz bu savaşa girdiğimizde, karada bizim yerimize kukla olarak kullanacağımız Türkler ve Kürtler savaşır biz de elimizi kolumuzu sallayarak gidip İran’ı teslim alırız.
Stratejistler, bilim insanları, akil insanlar, televizyon yorumcuları yani herkes kendine göre savaşı bir şekilde yorumluyor, bazıları da kehanette bulunarak olacakları önceden tahmin etmeye çalışıyordu.
Doğrusu, ABD ve İsrail yandaşı yorumcuların tamamı çuvalladı. Hiçbirinin ne tahmini tuttu ne de öngörüsü doğru çıktı.
Öncelikle İran halkı, beklentilerin tam tersi bir görüntü sergileyerek 40 gün boyunca sokakta düşmana meydan okudu.
Türkiye, bölgenin en güçlü aktörü olarak süreci tarafsız yönetti. Her ne kadar 12 ülke ile birlikte İran’ı kınasalar da bunun yanlış bir hamle olduğunu tabandan gelen uğultuyla anlamış oldular.
Ancak bu da bir stratejiydi. Türkiye, savaşta taraf olmadığını belirtirken şunu da söyledi: “Masaya oturulmalı, uzlaşı sağlanmalıdır.” Yani taraf olan, uzlaşıya çağıramaz. Ama gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gerekse MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin açıklamaları, siyonist ve emperyalistlere açık ve net bir mesajdı. Zira tabandan İran’a gelen yoğun destek de dikkatlerden kaçmıyordu.
İran’ın saldıran değil, saldırıya uğrayan bir ülke olduğu ve ülkelerini ABD’ye kullandırıp, ülkelerinde kurulan üslerden İran’a yapılan saldırının savunulabilecek hiçbir tarafı olmadığı kamuoyu tarafından bilindiğinden ötürü Körfez ülkelerinde sesler kısıktı.
Yani ne Türkiye’den ne de Azerbaycan’dan İran’a ABD üslerinden bir saldırı olmadı. Kürt halkı da ABD’nin oyununa gelip maceraya atılmadı.
Aslında bu savaşta ortaya çıkan tablo, İsrail ve ABD’nin hayallerini kırıp attı. Çünkü ne Türkleri ne de Kürtleri kullanabildiler. Bu demoralize durum, Trump tarafından da defaatle dile getirildi.
İsrail, Azerbaycan üzerinden İran’a kara harekatı hayali kuruyordu. ABD ise Türkiye ve Kuzey Irak üzerinden Kürt halkını kullanarak kara harekatı rüyası görüyordu. Bu iki düşünce de bekledikleri gibi olmadı.
Yarınlarda Türkiye, Azerbaycan ve Kürtlerin aldıkları bu onurlu duruş elbette bazı bedelleri de beraberinde getirecektir. Ama unutulmasın ki dünya dengeleri değiştiği gibi bölge dengeleri de eskisi gibi olmayacaktır. İncirlik ve Kürecik’e bir gün bakacaksınız, kendiliğinden boşaltılmıştır. Çünkü Körfez ülkeleri yıllardır kendilerini koruması için ABD’ye ve Batılılara adeta rüşvet veriyordu. Bu rüşvetlerin işe yaramadığını görünce ABD’den yüz çevirmeye başlayacaklardır. Nitekim Suudi Arabistan yüz çevirmeye başladı bile, son açıklamalarında İran’a ülkelerinden saldırı yapılmasına izin vermeyeceklerini ve barış içinde olmak istediklerini ifade ediyorlar.
Bu dalga bir başladı mı, İsrail işgal topraklarında barınamaz bile. Bilinçli bir enformasyon, İran’ı 47 yıldır öcü gibi göstererek algı oluşturmaya çalışıyordu. 40 gün süren savaşla birlikte her şey gün yüzüne çıkmış oldu.
Her kim gerek mezhep gerekse çeşitli bahanelerle şu anda İran’a saldırırsa, artık onların birer MOSSAD veya CIA ajanı olduğu tescillenmiş sayılır.
Türk kamuoyu ve siyasi liderler bu savaşta inanılmaz bir duruş sergilediler. Adı “taraf değiliz” idi ama en büyük taraf onlardı.
Nitekim Azerbaycan lideri İlham Aliyev, Hamaney şehit olduğunda ilk büyükelçilik ziyareti gerçekleştirip başsağlığı mesajı veren lider oldu.
Nahçıvan Havalimanı’na ve Türkiye’ye düşen drone ve füzelerin kimler tarafından, hangi maksatla atıldığı anlaşıldığında her şey normale dönmüş, Azerbaycan halkının ezici çoğunluğu da bu savaşta İran’ın haklı müdafaasında yanında yer almıştır.
Elbette bu savaşta Azerbaycan’da da ABD ve İsrail güzellemesi yapanlar olmuştur, olacaktır. Çünkü Azerbaycan’da, bizler gibi konuşan Yahudiler var ve bunlar açıkça İsrail’i destekliyorlardı.
Hal böyleyken bölgenin değişimi, yaşanan kargaşada verilen refleksler ve karşıdaki düşmanın küçümsenmeyecek gücü karşısında gösterilen tavır elbette hafife alınmamalıdır.
Bölge ülkelerinin en büyük kazanımı, İran’ın sağlam duruşu olmuştur.
İran, 40 gün süren savaşta duruşuyla dosta güven, düşmana korku vermiştir.
Düne kadar Türkiye, İran, Azerbaycan ve Kürtler arasında çatışma çıkarmaya çalışanlar hayal kırıklığına uğramıştır Yarınlarda da Türkiye, İran, Azerbaycan ve Kürt halkının sıkı dayanışması kaçınılmaz bir son olacaktır.
Bölgemizin huzuru, bu güçlü dayanışmanın kalıcılığı ile daha da güçlenecektir.