Okçularda meydana gelen depremin acısı tüm yurdu hüzne boğdu. Evleri yıkılan, yakınları ölen ailelerin feryatları yüreklerimizi parçaladı…
Dün gazeteleri tararken Keko’nun yaptığı hareketin çevrede bulunan herkesi gözyaşlarına boğduğu haberini okuduğumda, bende gözyaşlarımı tutamamıştım…
Keko’nun yerinde benimde çocuğum olabilirdi…
Annesini ve kardeşini kaybeden 6 yaşlarındaki Keko Çiçek, onların öldüğünü öğrendiğinde evlerinin enkazında onları aramaya çalışmış…
Çevredeki kurtarma ekiplerinin zorla enkazdan indirdiği Keko’nun, gözyaşları, çevrede bulunan herkesi acılara boğmuştur…
Elazığ’ı vuran deprem, Ülkemizin tamamını vurmuştur…
Oradaki feryatlar hepimizin ortak feryadı olmuştur…
Keko’nun anne ve kardeş acısı bizimde acımız olmuştur…
Ahhhbe Keko, anlıyorum seni…
Yanında olup gözyaşlarını silmek isterdim.
Başını okşayıp sana teselli vermek isterdim.
Kerpiç evlerde yaşamaya mahkûm oluşunu sorgulamak isterdim…
Ahhhbe Keko, anlıyorum seni…
Ateşin düştüğü yeri yaktığını en iyi sen bilirsin,
Gölcük ve Erzincanda’ki Keko’lar halen ağlıyorlar…
Öksüz kalanlar halen öksüzler…
Evleri, işleri, eski düzenleri yok artık…
Canları ya toprak altında, ya da bilmedikleri bir yerde…
Helal olsun be Keko, ağlattın bizleri… Acını inan bizlerde yüreklerimizde hissediyoruz. Ama elimizden bir şey gelmiyor işte… Belki sana ve senin gibi Keko’lara maddi yardım yapabiliriz… Oda belki… Aslına bakarsan hepimiz deprem mağduruyuz be Keko… Sizler evinizin enkazı altında kaldınız, bizler ülke enkazının…
Ama olsun yinede et tırnaktan, gönül yardan, can bedenden ayrılmaz… Biz senin acılarını inanan yüreğimiz de hissediyoruz…
Kekom, yazdıklarımı senin okumanı istemiyorum, ama okuması gerekenlerin ders almasını inan çok istiyorum…
Ölümü hatırlamalılar be Kekom, insan olduklarını unutmamalı, anaları, babaları, kardeşleri senin gibi ağlatmamalılar be Kekom…
Herif adammışın be Keko…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Sözümüzü Tutacağız, Süper Lig’e Çıkacağız 31.05.2026
- Özgür Gitti, Kılıçdaroğlu Geldi 30.05.2026
- Allah’ın İşine Bak, Ben Paşinyan’cıyım 29.05.2026
- İsrailli teröristler alıkoydukları çocuklara ne yapıyor? 16.05.2026
- Hayrola beyler, biz nereye gidiyoruz? 12.05.2026
- İran, ABD ve Trump’ı Ciddiye Almıyor 11.05.2026
- Ermenistan Halkı Ya Savaş Diyecek Ya da Barış 09.05.2026
- Kriz Büyüyor 07.05.2026
- Cantürk Alagöz, Sen Ne İyi Adamsın 30.04.2026
- ERMENİSTAN’DA TÜRK VE AZERBAYCAN BAYRAĞI YAKILDI 27.04.2026
Yorumlar