İnsanlar layık oldukları biçimde yönetilirler…
Kimi pişman, kimi şaşkın ama bir şekilde hayatlarını devam ettirirler…
Iğdır coğrafi yapısıyla farklı, etnik yapısıyla farklı, kültür yapısıyla farklı bir ildir. Burada yaşam kolay olduğu kadar zor, zor olduğu kadar kolaydır… Toprağı, suyu farklı memleketimin, insanı da farklıdır. Herkes birbirini anlar, derinliğini hisseder, saygıda kusur etmezler…
Öncelikle şunu belirtmekte yarar vardır…
Siyaseten halkoyuyla seçilenler, seçilenlerin atadıkları elbette ki kanunlar çerçevesinde kendi adamlarını kayırma yoluna gidebilirler. Kendi düşüncelerini dayatabilir, uygulatabilirler…
Bugün İsrail örneğinde olduğu gibi, Gazze halkı layık oldukları biçimde yönetilmeye mecbur olsalar da, bu olumsuzluğu kabullenemeyen, zulmü, baskıyı, kanı durdurmak için elbette ki birileri karşı duracak, canı pahasına sözünü söyleyecektir…
Hz. Hüseyin Kerbelada zulmün karşısında dimdik ayakta durmuş ve canını gözünü kırpmadan feda etmiştir… İnsanlığa ders olması adına şehadet öncesi seslenen Hüseyin; “zillet altında yaşamaktansa, ölmek daha güzeldir.” Demiştir…
Iğdır Belediyesine Diyarbakır’dan getirilen ve İmar Müdürü olarak atanan Adem Yaşa isimli kişinin Iğdır belediyesinin faaliyetlerini anlattığı dergide, Iğdır’ın imar sorununu nokta tespitler yaparak yorumlarken, yazının orta bölümünde konuyla hiç alakası olmayan bir mecraya kaymış ve Iğdır’ın etnik yapısıyla alakalı sözler sarf etmiştir…
Iğdır’lı olmayan bir kişinin burada ki yapıyı bilmeden, tamamen Irki içgüdüsüyle hareket ederek böyle bir yaklaşım sergilemesi elbette ki toplumun tepkisine sebebiyet vermektedir…
Iğdır’da yaşayan Azeri ve Kürt halkları bugüne kadar münferit olaylar dışında, ırksal anlamda bir çatışma, kavga içine girmemiş, kız alıp vermiş, kirvelik müesseseleri oluşturmuş, iş ortaklığı yapmış, kollektif anlayışı güçlerinin yettiği kadarıyla hayata geçirmeye çalışmışlardır…
Böyle bir ortamda, sanki kurtarılmış bölge ele geçirilmişçesine, “nüfus yapısının değiştirilmesi gerekiyor, Azerilerde ürkütülmeden, belediye çalışanlarının tamamı Azeri olduğundan yapmak istediklerimizi yapamıyoruz” gibi ifadeler kullanmak, ötekileştirmek, etik olmadığı gibi ahlakide değildir…
Iğdır belediyesi gerek satın almasında ve gerekse işçi alımlarında yetki kendisinde olduğu süre içersinde elbette ki kendilerine yakın kişileri işe alabilir, istihdam edebilirler… Kimse de bu duruma karşı çıkmaz, lafta etmez… Ancak belediyenin çıkardığı bir dergide böylesine pervazsızca edilen bir sözün, toplum içinde yaratacağı sıkıntıları hesap etmeleri de gerekmektedir…
Diyarbakır’lı İmar Müdürü Adem Yaşa’nın söylemiş olduğu sözleri kendisinin şahsi fikri olarak algılıyor, belediye idarecilerinin ve BDP’nin böyle düşünmediğini varsayıyoruz…
Aksi halde, hem insan haklarından dem vurup, hem de insan haklarının ihlali noktasında hareket etmek, savunulan fikirle bağdaşmaz…
Bu noktada umulur ki, Iğdır belediye başkanı emrinde çalışan bir personelin, üzerine vazife olmayan işlere kalkışması, Azeri halkına karşı gösterilen hazımsızlık, yıldırma girişimi olarak algılanır…
Iğdır’ın sosyal yapısında var olan dayanışma ve kardeşlik bağları, elbette ki bir imar müdürünün iki kelimesiyle sekteye uğramaz. Ancak bu düşünce, yine mensubu olduğu camia tarafından kınanmazsa işte o zaman üzüntü yaratır…
Hasan Alagöz’ün şu sözünü hatırlıyorum…
“Gün gelecek Iğdır’ın Kürdü ile Azerisi yerli, dışarıdan gelenler ise yabancı olacak. Ve bizler birlik olup aynı kulvarda hareket etsek de sayımız buna yetmeyecektir.”
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar