12 Eylül seçimi nihayet bitti…
Seçim diyorum, çünkü referandumla hiç alakası olmayan bir tarzda, seçim kampanyalarının harfiyen uygulandığı, afişlerin asılıp, bildirilerin dağıtıldığı, kapı kapı gezilerek oy istenilen bir referandum olmayacağı için, 12 Eylül seçimi nihayet sona erdi diyorum…
AKP, SP, BBP’nin Evet istediği, CHP ve MHP’nin Hayır istediği, BDP’nin de oylamayı boykot ettiği bir referandumu daha geride bırakmış, çıkan sonucun ülke gündemine nasıl yansıyacağı şimdiden tartışmaya başlanılmıştır…
Anayasa da değiştirilmek istenen maddelere evet oyu vermek isteyen birçok kişi, referandumdan çok seçim havasına sokulan oylamanın, AKP’ye evet veya hayır olması gibi algıladığından, referandumun siyasallaşması, siyasi parti liderlerinin halkı germesi, haber kanallarında yorumcuların ülke insanını kutuplaştırması ve benzeri sebepler tercihlerin değişimine neden olmuştur…
Neyse ki ülke referandum gerginliğinden kısmen de olsa kurtuldu… Kısmen diyorum, çünkü referandum sonrası kopacak kıyametlerde, referandum süresince kopan kıyametleri aratmayacak gibi gözüküyor…
Başbakan R. Tayyip Erdoğan referandum oylamasını değerlendirirken, akıllı bir üslup kullanmış, tansiyonu düşürücü ifadeler sarf etmiştir…
Anayasa değişikliğini ince ayrıntılarıyla çokta anlamayan halk, anladığı kadarıyla sandığa gitmiş, alınan bu sonuçların gerçekte partilerin oylarıyla orantılı olmadığı görülmüştür…
BDP’nin sandığı boykot kararına uyan kişi sayısının tartışılır boyutta olduğu hesaplanırsa, MHP tabanında da Evet’e kaymalar olmuştur… Aynı doğrultuda AKP’de seçmenine tam hâkim olamamış, dün AKP’ye oy verenler 12 Eylül referandum oylamasında Hayır oyu vermişlerdir… Veya dün AKP’ye oy verenler, bugün BDP’nin boykot kararına ya uymuş, ya da korkudan sandık başına gitmemişlerdir… Şunu da belirtmeliyiz ki, BDP’nin boykotu, seçmeni tarafından boykot edilmiştir… Bölgede yaşayan Azerilerin bir bölümü BDP’nin boykotuna destek verir gibi sandığa gitmemiş, ciddi bir bölümü de evet oyu vermiştir…
Referandumda sandığa giden seçmenin kullandığı oyların yaklaşık yüzde 30’u partizanlıktan ziyade, referandum oylamasında değiştirilmek istenen veya istenmeyen anayasadan ötürü sandığa yansıyan oylar olarak görülmektedir…
Ülke genelinde çıkan oy oranları ile Iğdır özelinde ki oy oranlarını mukayese ettiğimizde ve 29 Mart seçimlerinde alınan oylara baktığımızda kafaları karıştıran sonuçları görmemiz mümkündür… Bunun çeşitli sebepleri vardır… Öncelikli olarak BDP’nin almış olduğu boykot kararından ötürü sandığa giden seçmen sayısının azalmış olması, hayvancılıkla ilgilenen binlerce insanın yaylalarda oluşu ve siyasi faaliyetlerden bıkkınlık yaşayan ve bu sebepten ötürü pikniğe gitmeyi oy kullanmaya tercih edenler oluşturmaktadırlar…
Siyasi baskıların, bizden olanlar veya olmayanlar yakıştırmasının çokça görüldüğü bir atmosferde, kendi iradesini sandığa yansıtmaktan imtina edip piknik yapmayı tercih edenlerin, haklı yanları olsa da, iradelerini sandığa yansıtmamış olmaları da tartışılır…
Keşke seçmenin tamamı huzur ve güven içersinde sandığa gitse, oyunu kullansa ve iradesini sandığa yansıtsaydı…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar