ŞEHRİMİZİN PERİŞAN HALİ...
Yaşadığımız şehir, hak etmemesine rağmen kötü bir görünüme sahiptir kıymetli okurlarım. Bir tarafta bozuk ve yetersiz yollar, diğer tarafta işgaller nedeniyle kullanılamayan kaldırımlar, çevre kirliliği, betonlaşma, geçmişle bizi buluşturan tarihi yapıların yok edilmesi, Bunlara giderek artan trafik yoğunluğu ve otopark sıkıntısı da eklenince, şehir merkezinde günlük yaşam her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.
Oysa şehirler, insanın hayatını kolaylaştırmak için vardır. İnsanların güvenli, temiz, düzenli ve huzurlu bir ortamda yaşayabilmesi gerekir. Modern bir şehir dediğimizde aklımıza yalnızca yeni binalar ve geniş caddeler gelmemeli; insanı merkeze alan bir şehir anlayışı gelmelidir.
Bugün Iğdır şehir merkezinde yürümek bile zaman zaman ciddi bir mesele haline geliyor. Kaldırım olması gereken yerlerin bir bölümünde ya kaldırım yok, ya da mevcut kaldırımlar çeşitli şekillerde işgal edilmiş durumda. İş yerlerinin önlerine taşan malzemeler, araçların kaldırımlara park etmesi ve düzensizlik, yayaların güvenli bir şekilde yürümesini güçleştiriyor.
Oysa modern şehir planlamasında yaya, şehrin en önemli unsurlarından biridir. Kaldırımlar yalnızca yol kenarındaki boşluklar değildir. Çocukların, yaşlıların, engellilerin, kadınların ve bütün vatandaşların güvenli biçimde kullanabileceği kamusal alanlardır.
Gelişigüzel atılan çöpler, sokak ve caddelere yayılan sigara izmaritleri, zamanında temizlenmeyen alanlarda biriken toz ve kir, şehir estetiğini bozduğu gibi yaşam kalitesini de olumsuz etkiliyor. Rüzgârın veya araçların geçişiyle havaya karışan toz, insanları adeta zehirliyor.
Elindeki çöpü yere atmayı, izmariti sokağa bırakmayı, çevreyi kirletmeyi sıradan bir davranış haline getiren bir toplumun temiz bir şehir oluşturması mümkün değildir. Yere attığımız çöpün, kaldırdığımız tozun ve kirlettiğimiz havanın yine bizim tarafımızdan solunduğunu unutmamalıyız. Temiz bir şehir istiyorsak önce temiz şehir bilincini oluşturmalıyız.
Iğdır’da araç sayısındaki artış karşısında mevcut yol ve otopark kapasitesinin yetersiz kaldığı artık günlük hayatın en belirgin sorunlarından biri haline geldi. Gelişigüzel yapılan araç parkları, daralan yollar, yoğunluk ve trafik kurallarına yeterince uyulmaması, şehir merkezindeki ulaşımı giderek daha karmaşık hale getiriyor.
Buna bisiklet ve motosiklet kullanıcılarının bir bölümünün trafik kurallarını yeterince dikkate almaması da eklenince hem sürücüler hem yayalar açısından tehlikeli durumlar ortaya çıkarıyor. Bisiklet ve motosiklet kullanımı elbette desteklenmeli; ancak bu ulaşım biçimlerinin güvenli olabilmesi için kurallara uyulması ve gerekli altyapının oluşturulması şart.
Şehir merkezinde araç park sorununa bir nebze olsun çözüm olması beklenen kapalı otoparkın hâlâ kullanıma açılmamış olması da vatandaş açısından anlaşılması güç bir durum. Şehrin en önemli ihtiyaçlarından biri haline gelen otopark meselesinin artık geçici çözümlerle değil, uzun vadeli bir planlamayla ele alınması gerekiyor.
Bir zamanlar “Yeşil Iğdır” diye anılan şehrimizin bugün giderek daha fazla betonlaştığını görmek insanı gerçekten üzüyor. Haydar Aliyev Parkı’nın yeni düzenlemesi de bu açıdan şehir sakinlerinin beklentilerinin uzağında kalmış görünüyor. Bu alanın daha estetik ve daha işlevsel hale getirilmesi mümkünken, bunun tam tersine beton ağırlıklı bir görünüme büründürülmesi elbette sorgulanmalıdır. Sanki bir zamanların “yeşil Iğdır’ından beton Iğdır’a “dönüştürdüğümüzün ispatlar gibi duruyor.
Yeni yapılaşmalar yalnızca bina yapmak anlayışıyla değil, şehrin genel dokusu ve geleceği düşünülerek gerçekleştirilmelidir.
Iğdır’ın bütün bu sorunlarının bir anda çözülmesini beklemek elbette gerçekçi değil.
Ancak sorunların çözümü için öncelikleri belirlemek, uzun vadeli bir şehir planı hazırlamak ve bu plana kararlılıkla uymak mümkündür. Ama bütün bunların gerçekleşmesi için yalnızca kaynak değil; vizyon, öngörü, denetim, şehircilik anlayışı ve sahiplenme gerekiyor. Iğdır’ı yalnızca bugünüyle değil, yarınıyla birlikte düşünelim.