Başbakan Erdoğan’ın ifadesiyle, Haziran’ın ilk haftası seçim yapılacak… 22 Temmuz 2007 yılında yapılan seçim, yine aynı tarihlere yakın yapılmış olacak… Bir buçuk ay kadar bir erken seçim kararının değişmeyeceği artık kesinleşti…
Genel seçimlere kısa bir süre kaldı… Ülkenin her tarafında heyecan aynı, niyet ve talep aynı… Aday adaylarının en büyük arzusu ve talebi listeye girebilmek ve sonrasında seçilip meclise gidebilmek…
Fakat ülkemizin genel gündemi bölgelerimizi de etkileyeceğinden seçime kadar ki 8-9 aylık süreçte nelerin yaşanabileceğini kestirmek doğrusu çok zor… Iğdır açısından siyasi arenaya bakacak olursak, Tüm Iğdır adaylarını ve seçmenlerini zorlu bir yarışın beklediğini söylemek mümkündür… KCK operasyonu ile içeri alınan Iğdır Belediye Başkanı M. Nuri Güneş’in Haziran 2011’e kadar ki durumu tüm hesapları alt üst edebilir…
Şöyle ki, tutuklu Belediye Başkanı M. Nuri Güneş’in tutukluluk süresi devam ederse, BDP Güneş’i ceza evinden aday gösterebilir ve Kürt oyları çok az fireyle blok olarak BDP’ye yönelebilir…
Durum eğer bizim tahminimize göre şekillenirse, Kürt seçmenin başta AKP olmak üzere diğer partilerde siyaset yapması bir hayli zorlaşacaktır… Yok, eğer M. Nuri Güneş bu tarihe kadar serbest kalırsa, bu kez mağduriyet psikolojisi etkili olamayacağından, Kürt oyları blok olmasa da BDP’nin göstereceği aday yine ciddi oy alacak ve kazanacaktır…
Tabiî ki AKP’nin göstereceği aday da çok önemli… Hali hazırda Ali Güner var olduğu için Güner üzerinden yorumumuzu yapacak olursak, BDP ile AKP’nin şartları yine eşit olur veya BDP daha öne geçer diye düşünüyoruz…
Hiç belli olmaz, AKP alışılmışın dışına çıkabilir, üçüncü dönemde adayını Azeri gösterebilir… Eğer AKP böyle bir hamle yaparsa bu sefer Ali Güner veya AKP’den adaylık düşünen güçlü bir isim Bağımsız adaylık için kolları sıvayabilir…
Şüphesiz ki tüm bu senaryolar düşünülürken MHP ile CHP’de boş durmayacaklardır… MHP her ne olursa olsun aday gösterecektir… Ancak MHP’den istenilmeyen birinin aday olması durumunda MHP’de ciddi bir çözülmenin olacağı kaçınılmaz bir gerçektir… Azeri oyları şu anda MHP’de toplanır diye bakanların, olur ya MHP istenilmeyen bir adayla seçime giderse ve AKP’de bir Azeri aday gösterirse MHP oylarının büyük bir bölümü AKP’ye kayar… AKP Azeri aday göstermez ise, CHP veya Bağımsızdan duracak olan Azeri adayın şansı yükselir, ama her ikisi de kaybeder…
Ancak unutmamak lazım ki, bu saatten sonra Iğdır’da 5-10 bin oyla meclise gidilemeyecektir… Kazanacak olan Milletvekili en az 30 bin oyla meclise gidebilecektir… Durum böyle olunca BDP oyları 22 Temmuzda olduğu gibi böldürmeye ve risk etmeye lüksü olmayacaktır… Çünkü Azeri’de genel kanaat birleşmeden yana, aksi takdirde kazanamayacağını bilen Azeri, birleşirse belki bir ihtimal kazanır… Hal böyle olunca da senaryonun ilk ayağında var olan AKP bir Kürt aday gösterirse, BDP ile AKP arasındaki yarış bir hayli zorlu geçer… AKP ile BDP’nin siyasi yarışı olursa, Azeri de MHP veya başka bir oluşumda birleşirse bir Milletvekili Azeri’nin, biride Kürt’ün olur…
Olayı daha somutlaştıracak olursak, Iğdır’da daha önce MHP ile BDP vardı… Şimdi ise bu iki dengenin yanına birde AKP geldi… Artık AKP’nin bölgedeki varlığını, oyunu yok saymak mümkün değil… Dün Iğdır’da ki yabancı tabir edilen, Amir, Memur oylarını Azeri büyük oranda kendine sayardı… Artık bu durum son iki seçimdir değişti… Her partiye dağılan Amir-Memur oyları, çoğunlukla AKP’ye gitmekle birlikte diğer partilere de dağılmaktadır…
Aslında daha somutlaştıracak olursak, Azeri nüfusu her geçen gün azalırken, Kürt Nüfusu da her geçen gün artmaktadır… Yani bu doğal süreçte Azeri çok değil 5-10 yıl sonra tamamıyla Iğdır’da azınlığa düşecek ve tek aday olsa dahi seçilme şansı azalacaktır…
Hem varsayımları, hem de realiteleri kısmen de olsa izaha çalıştık. Anlaşılan şudur ki, havanda su dövmekle, hayal kurmakla, ben dedim olacak demekle bu işler olmuyor…
Şapkamızı çıkararak, bol bol düşünmemiz gerekiyor…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar