Nevruz bayramı halk nezdinde coşkuyla kutlandı…
Ancak Nevruz halk arasındaki doğal kutlamanın dışında üç ayrı tören tertip edilerek de kutlandı…
İlk kutlamayı Cumartesi günü Iğdır Gün Işığı Derneği tertip etti ve 5 saat süren kutlama, çeşitli etkinlikle devam ettirildi… İzdiham yaşanmasa da, yöresel kültürümüzdeki Nevruz bayramı hayata geçirildi…
İkinci Kutlama Pazar Günü Iğdır Valiliği tarafından şehir merkezinde organize edildi… Kısa süren kutlamaya halktan katılım yok denecek kadar az oldu…
Aynı gün BDP’de Nevruz kutlaması yaptı…
Yoğun kalabalığın katıldığı kutlama saatler sürdü… BDP’nin Nevruz kalabalığı Valilik ve Gün Işığının düzenlemiş olduğu kutlamanın kat kat fazlasıydı…
Gün Işığı ilk defa böyle bir kutlama yaptı. Doğal olarak duyuru yapamadı, tam organize olamadı…
Ancak Valilik neden bu kadar sönük bir kutlama yaptı bunu sorgulamak gerek…
Iğdır Valisi sayılı birkaç kişiyle ve öğrencilerle yürüyüş yaptı, Nevruz meydanında ilimizi ziyarete gelen İranlılar ve öğrencilerle Nevruzu kutlamış oldu…
Peki, bu durumdan hiç pay çıkarılmıyor mu?
Halkın etkinliklere katılmayışı sorgulanmıyor mu?
Nevruz bayramları böylemi kutlanıyordu? İnsanlar alanı doldurur, izdiham çıktığı için çok ciddi önlemler alınırdı…
Ne oldu da kimse ilgi duymamaya başladı…
Nevruz ve öncesindeki etkinliklerde halkın katılımının olmaması sessiz bir tepkimidir acaba?
Dönün şehre şöyle bir bakın bakalım…
İdare ettiğiniz toplum, sizlerin idarenizden memnunlar mı?
Ortaya koyduklarınızla, bugün devam ettirdikleriniz halkın beklentilerine cevap veriyor mu?
Sıkıntıyı görmezden gelip, her şeyi güllük gülistanlık göstermek yeterli olur mu dersiniz. Şayet olsaydı, bugün tertiplenen etkinliklerde, amir, memur ve öğrenci dışında halk da olurdu…
Halktan uzaklaşan bir idarenin, halkına verebilecek bir şeyinin olduğunu sanmıyorum.
İyisi mi şapkalar çıkarılmalı, iyiden iyiye düşünülmelidir… Hata tespit edilmeli ve gereği de yapılmalıdır…
Benim gibi düşünmeyen, ben ne düşünürsem destek vermeyen yok olsun istiyorsanız, buyurun yok edebildiklerinizi yok edin… Ama unutmayın ki, siz birilerini yok ettikçe, yenileri aynı fikri savunuyor olacaktır…
Önerim şudur…
Halktan kopan, siyasallaşan, siyasallaştıkça toplumun güvenini kaybeden ve hayat hikayeleri ile öğrencilerin diline düşen bir idarenin, ya kendine çeki düzen vermesi, yâda çekip gitmesi gerekmektedir…
Umarım devleti idare edenler gereğini yaparlar…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
- İranlılar Kaçmıyor, Aksine Ülkelerine Dönüyorlar 17.03.2026
- Sayın Erdoğan’a ve Sayın Bahçeli’ye Teşekkür Ediyorum 13.03.2026
Yorumlar