Eminim köşe yazılarımı internet ortamından okuyan okuyucularımda bunun farkına varmışlardır… Iğdır siyasetiyle ilgili yazmış olduğum köşe yazılarım daha fazla okunur, daha fazla yorumlanır… Ancak Iğdır’ın genel sorunları, aşı ekmeğiyle ilgili yazmış olduğum yazılar daha az okunur ve daha az yorumlanır… Bu durum halkımızın siyasete ne kadar çok odaklandığını gösteren en bariz örnektir… İşimizin, aşımızın kısacası Iğdır’ımızın genel durumuyla ilgili yapılan yorumlara ilgisiz kalınırken, siyaseti yaşamımızın bir parçası haline getirerek olduğundan fazla ilgi göstermekte, takip etmekte, konuşmakta ve tartışmaktayız…
Peki, bunun sebebi nedir… Neden Iğdır’ımızın genel durumu, aşı ekmeği, yatırımı ile bu kadar ilgili değiliz de, siyasetiyle ilgiliyiz?
Doğrusunu söylemek gerekirse sebebini bende bilmiyorum. Ama isterseniz birkaç madde sıralayalım, hangisi doğruysa kafamızda onu şekillendirelim…
1-Siyaset yaşamımızın bir parçası olmuştur…
2-Hep kazanan taraf olmak istediğimizden siyaseti seçmişizdir…
3-İktidar gücüyle güçlenmek kolayımıza gelmiştir…
4-Elimizden başka bir iş gelmediğinden siyaseti tercih etmişizdir…
5-Geleceğimizi siyasetle daha iyi şekillendireceğimize inanmışızdır…
Bu maddeleri istediğimiz kadar uzatabiliriz… Önemli olan maddelerin çokluğu değil, durum tespiti yapabilmektir…
Iğdır Ülkemizin en ücra köşesinde, ovasıyla, Ağrı Dağıyla muhteşem bir güzelliğe sahiptir… Bu ovada yetişen her şey değerlidir… İnsanı ülkede liderdir… Gittikleri her yerde mutlaka sivrilmiş ve bir güce sahip olmuşlardır…
Öyle güç sahibi Iğdır’lı var ki, istese bizlere siyaseti unutturur, istese Iğdır’ın çehresini değiştirecek yatırım yapar, istese Iğdır siyasetle anılan değil, yatırımlarla anılan bir il olur…
Falanca kişinin, falanca partiden aday olacağını söylediğimizde pür dikkat oraya odaklanan halkımızın, yatırımlar söz konusu olduğunda umursamaz bir tutum içersine girmeleri bana kalırsa yadırganacak bir durumdur…
Eğer bir bölgede iş, aş ekmek yoksa siyasetinde bir anlamı olmaz… Öncelikle bölgemizin ekonomik olarak kalkınması için kafa yoracak, siyaset yapacağız ki, siyasi partilerde siyaset yapma hevesimiz olsun…
Tabir kaba olsa da, affınıza sığınarak söylemek istiyorum; “aç ayı oynamaz” Bana göre en büyük Milliyetçilik, insanın yaşadığı yere yatırım yapmasıdır… Bugün Iğdır dâhilinde yaşayan ve yatırımını buraya yapan işadamlarımız teşekkürü ve övgüyü hak etmişlerdir… Siyaseten kulvarların farklılığı bir şeyi değiştirmez… İnsanlar yaşamları boyunca hata yapmış olabilirler. Önemli olan yaptıkları bu hatadan geri dönmesini bilmeli, telafisini hayata geçirmeli, gereğini icra etmelidirler…
Bunu birçok kere yazdım. Eminim ki ilgili kişilerin birçoğu da bu yazdıklarımı ya okumuş, yâda duymuşlardır… Ancak bugüne kadar herhangi bir atılımları olmadığından bir kez daha yazıyor, siz değerli okuyucularımın takdirine sunuyorum…
Bilindiği gibi Iğdır bir tek Iğdır’la sınırlı değildir… Iğdır’ın birkaç katı Ülkemizin çeşitli illerine dağılmış, birkaç katı Dünya ülkelerine dağılmıştır… Buralarda yaşayan ve çok ciddi sermaye birikimlerine sahip olan Iğdırlı hemşerilerimiz mevcuttur… Bu hemşerilerimiz Iğdır bizim için bir şey ifade etmiyor demiyorlar ama gelmiyorlar da…
Biz yine bu hemşerilerimize sesleniyor ve diyoruz ki…
Sizler bu topraklarda doğmuş ve başka yerlerde yaşamaya başlamışsınız… Ancak mezarlarınız burada olacak, eşiniz, dostunuz, akrabalarınız burada… Elde ettiğiniz sermayelerinizin küçük bir kısmıyla burada yatırım yapsanız ne kaybedersiniz… Ev alın, arsa alın, iş yeri alın, işletmeler kurun, fabrikalar kurun, yatırımlar yapın, il dışında aç ve sefil bir dünya insanınız var onların Iğdır baba yurtlarına geri dönmeleri için olanaklar sağlayın…
Siz yapmasanız, ben yapmasam kim yapacak?
Umarım bu sözlerimiz lafta kalmaz, umarım bu sözlerimizi halkımız paylaşır, kulaktan kulağa fısıldanır ve Iğdır dışında olan tüm halkımız bu işi üzerine vazife addederek gücü nispetinde gereğini yapar… Umarız sivil toplum kuruluşlarından bir babayiğit çıkar, terler toparlar ve geniş katılımlı bir toplantı tertip eder, bu sorunu masaya yatırır…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar