Kaç zamandır başlıklar halinde yorum yapmıyor, olan biteni değerlendirmiyordum… Bu aralar Iğdır’ın yükselen değer olduğunu, işadamlarının yatırım yapması gerektiğini konu alır makaleler yazmakta, kamuoyunun dikkatini bu noktaya çekmeye çalışmaktayım…
Bugün ki yazımda ise kısadan disselere değinmek istiyorum...
Verdiğim mesajları anlayanlar çok iyi anlıyorlar, anlamayanlar da, sözlerimi bol bol çekiştirip duruyorlar… Her iki halde de sözlerimin konuşuluyor olması, amaca ulaştığımızın bir göstergesidir… Benim tüm yazılarımda şöyle bir anlayış hâkimdir. Makalelerimi tüm Iğdır’lılar okuyor ve bende tüm Iğdırlıya hitap ederek yazıyorum... Dolayısıyla yazılarımda Iğdır’lılar derken, Irk, Din, Dil farkı gözetmeksizin tüm Iğdır’ı kastetmekte, sözlerimi hepsine söylemekteyim…
IĞDIRLILAR IĞDIRA SAHİP ÇIKMALI
Iğdırlılar Iğdır’a sahip çıkmalı derken, elbette ki tüm Iğdırlıları kastediyorum. Ama birileri bunu bir kesime mal ederse, demek ki kendini Iğdır’lı hissetmiyordur…
Peki Iğdır’lı Iğdır’a nasıl sahip çıkacak..!
Defalarca yazdım, yine yazmaktan yorulmayacak tekrarlayacağım…
Üretime dayalı bir işletme, fabrika kurabilir… Çimento fabrikası ve özelliklede inşaata ve tarıma yönelik benzeri fabrikalar kurulabilir… Yanı başımızdaki İran ve Azerbaycan’dan getirilebilecek petrol hammaddeleri ile ilgili yatırımlar yapılabilir… Ayakkabı fabrikası kurulabilir… vs.
Hava alanının bitimi ve Ağrı Dağının turizme açılması durumunda çok elzem olan yatırımlar arasında beş yıldızlı bir veya birkaç otel yapılması şarttır…
Sonuçta her bir insanın kafasında ayrı bir fikir vardır… Bu fikirler hayata geçirildiğinde ortaya farklı ve güzel sonuçlar çıkar…
Yeter ki niyetimiz halis olsun… Iğdır bizimdir diyen herkes Iğdır’ına sahip çıksın, yatırımını buraya yapsın, halkının derdiyle kederlensin, sevincini paylaşsın...
Uzakta durup gazel okumakla bu işler olmaz dediğimde bana tepki koyanlar, sözlerimin özünü kavrasınlar istiyorum… Söz genel söylenir, ama kendine hisse çıkarmak isteyenler bu hisselerini alırlar…
SİYASET ARACIMIZ OLMALIYDI
Iğdır tarihinde siyaset, siyaset yapanlar için her zaman amaç olmuştur… Oysa siyasetin araç olması gerekmez miydi? Siyaseti araç olarak kullanıp bölgemizin kalkınmasını planlamamız gerekirken, kişisel çıkar ve amaçlarımıza hizmet eder hale getirmişizdir…
Kısa bir süre sonra genel seçim yapılacağından tüm yurtta siyasi arena bir hayli ısınmış durumda… Aday adayları, aday olabilmek için tercih ettikleri partilerde yoğun mücadele verecek, aday gösterildikten sonra da, seçilmek için çalışacaklardır…
Bu doğal ve her dönem yaşanan siyasi olaylardır…
Önemli olan seçildikten sonra bölgeye halkın talepleri doğrultusunda hizmet verebilmektir…
Her partiden birçok ve hepside çok değerli kişiler aday adayı olmak için çalışma yürütmektedirler… Benim âcizane temennim, herkes bir anda aday olamayacağına göre, aday adayları birbirilerini kırmadan, insanları taraf olmaya zorlamadan kişisel becerileri ile meydana çıksınlar, aday gösterilmedikleri anda da yorganı yakmasınlar…
SİNAN OĞAN VE IĞDIR ÇAMURU
Ekranlarda görmekten mutluluk duyduğumuz, her gün ülke gündemiyle ilgili olarak fikrine başvurulan ve televizyon kanallarının aranan ismi olarak ekrandan ekrana koşan değerli hemşerimiz Sinan Ogan, Iğdır çamurunu ayaklamayı özlemiş…
Sevgili Sinan’cığım Iğdır’da gerçekten çamur kalmadı artık… Eskiden vardı ama şimdi çok şık olmasalar da her taraf parke, ayağımız çamura batmıyor artık… Ama Iğdır’ın varoşlarında çamur var tabi… Onu da şimdiki Belediye Başkanımız yapar inşallah…
Kapımız herkese açık olduğu gibi sizlerede açıktır...
Gelen hoş gelir sefa getirir...
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar