Bir haftalığına bende çantacı oldum:)) İşlerim gereği İzmir, İstanbul ve son olarak ta Ankara''ya uğradım. Her yerde Iğdır ve siyaseti konuşuluyordu… Kimsenin başka derdi yok, tek konu Iğdır siyaseti... Bende dilimin döndüğü kadarıyla anlatmaya çalıştım Iğdır siyasetini, gidişatını, siyasi gelişmelerini… İki Milletvekilimiz var dedim… Biri BDP’nin, diğer’i de yüzde atmışlık bölümüyle eğer birleşirlerse Azeri Türklerinin olacak dedim… Yok eğer birleşme olmaz ise AK Partinin göstereceği adayın kazanacağını belirttim…
Dayatmayla, insanlar bana mecburen oy verecek hayaliyle Milletvekili adayı olmak isteyenlerin, hem kendilerini, hem de memleketlerini düşünmeleri gerekmektedir…
Her fikre, her düşünceye, her iradeye saygılıyım… Hazımsızlığım yok, başarmak için organize olmak gerektiğini vurguladığım sözlerimde, riyadan uzak, halkın diliyle konuşmaya özen gösterdim… Ama bunu her platform da mertçe söylemekten çekinmedim…
Önce ne yapmamız gerektiğine karar vermeliyiz. Havanda su dövmekle, sırf muhalefet olsun diye muhalefet yapmakla amaca ulaşılmaz... Alternatif lider sıkıntısı yaşanan ülkemizde, gerçeklerimizi görmeliyiz. Bulunduğumuz yerlerde kendimize yer edinemiyorsak, başkalarını eleştirme hakkımız yoktur... Başkalarının yerine ne göz dikelim, nede fikir beyan edelim... Bırakalım her insan fikrini söylesin, tavrını fikri doğrultusunda uygulasın…
Şayet toplumun birliğini isteyenler, önce kendileri birlik olmanın yolunu aralasınlar… Kendileri için toplumdan yükselen sese kulak vermezde, duymazdan gelirlerse, dürüstçe sözünü söyleyeni karalamaya çalışırlarsa, yarının hüsranını bugünden yaşayacaklarını şimdiden ortaya koymak hiçte zor bir iş değildir…
Seçim havasına girildi artık... Adaylar bir biri ardına ortaya çıkmakta, aday adaylıklarını açıklamaktadırlar... Her partinin yetkili organları şehirleri gezerek halkın nabzını tutmaya çalışmakta, toplumdan yükselen sesleri genel merkez kriz masasına ulaştırmaktadırlar…
Elde edilen sonuçlar genel merkezlerde hassas bir şekilde incelenirse, halkın talebi doğrultusunda aday gösteren parti şüphesiz ki kazanacaktır…
Yok, eğer sadece göstermelik olarak yapılan incelemeler sonucunda yine kendi bildiklerini okursa genel merkezler, bilsinler ki halk ta kendi bildiğini okuyacak, halkıyla bütünleşmeyen partiyi sandığa gömecektir…
Iğdır’ın Azeri’si de, Kürt’ü de, Türkiye’nin çeşitli vilayetlerine yayılmış, kimi iş adamı, kimi bürokrat olmuşlardır… Ancak hepsinin tek derdi Iğdır’dan aday olmak… Keşke bulundukları yerlerde kendilerine yer edinip oralardan Milletvekili seçilebilseler… Keşke mecliste 3-5 milletvekili ile Iğdır temsil edilse, keşke halkın severek oy verebileceği, sandık başına akın edebileceği biri aday gösterilse, ne kadar güzel olur değil mi?
Hep dışarıdan geliyor adaylar, bir kerede mahallinden birisi aday olsa fena mı olur? Iğdır halkının, özelliklede MHP için söylüyorum, halkın tamamına yakınında Iğdır’ın içinden biri aday olsun talepleri dikkate alınsa, aday Iğdır’da yaşayanlardan birisi gösterilse fenamı olur?
Özele indirip MHP’de böyle bir talep var dedim ama emin olun ki, bu düşünce AK Partide de var, BDP’de de var. CHP’de de var… Yani Iğdır halkının tamamında aynı düşünce hâkim… Tabi ki siyasi yarış olacak, tabi ki adaylar birbirileri ile adaylık mücadelesi vereceklerdir…
Her yazımın sonunda yine iyi dileklerimle ümit ediyorum ki, her şey gönlünüze göre olur…
Not: Demokrt Parti Genel Başkanlığına seçilen çok değer verdiğim Namık Kemal Zeybek’e yeni görevinin hayırlara vesile olmasını temenni ederim…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar