Bazen pervazsız, tarafgir, hakkaniyetten uzak söylemlere öyle çok kızıyorum ki… Sözde Suriye’de Esat iktidarı muhaliflere ateş açarak öldürüyor. Oysa taşıma ABD ve AB tarafından finas edilen muhaliflerin Suriye Askerine, Polisine ateş açtığından, öldürdüğünden bahsedilmiyor… Sivil vatandaşların zarar gördüğü gerçeği doğrudur. Sivillerin ölümünü doğru bulmuyorum ve yapılan saldırıyı kınıyorum…

Ancak Suriye’de iktidara karşı muhalefet eden silahlı bir örgüt var. Bu örgüt hem askeri-polisi hedef alıyor, hem de sivilleri hedef alıyor… Suriye devleti de bu örgütle mücadele ederken kimi zaman terazinin ayarını kaçırıyor… Terazinin ayarı kaçtımı başta Türkiye olmaz üzere hemen ayağa kalkıp vaveyla koparıyoruz…

Peki, sorarım şimdi?

O zaman siz de PKK’lıları (Kürtleri) katlediyorsunuz deseler, ne cevap vereceksiniz?

Türkiye kendi halkını katlediyor denildiğinde hoşumuza gitmiyorsa, Suriye’de, o ülkenin can ve mal güvenliğini hiçe sayan, yıkıp dağıtmaya çalışan guruplara şiddet gösterdiğinde neden bağır çağır ediyoruz… Bu çifte standart değimlidir… Suriye’de tabir yerindeyse kendi PKK’sıyla mücadele ediyor olamaz mı? Siz edince hak, Suriye edince nahak mı?

Ne çabuk unuttuk Irak’ta bir milyon Müslüman’ın katledilişini.

Ne çabuk unuttuk, Irak’ın Necef, Kerbela, Bağdat şehirlerinin özellikle Şia bölgesinde yaşayan insanlara yönelik bombalı saldırıları… Her saldırı da yüzlerce insanın ölümünü ve yaralanmasını… İşimize gelmediği için umursamıyoruz elbet, işimize gelmediği için Sudi askerlerinin Bahreyn’de işlediği katliamları görmezden geliyoruz… Bu mu bizim insani ve İslami bakışımız?

Kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkasına yapmamalıyız… Esad diktatördür, babası da diktatördü… Sudi Kralı Abdullah’ta diktatördür. Neden Esad’ı gören gözler Abdullah’ı görmüyor… Neden diktatörlere bakışımızı mezheplerine göre ifadelendiriyoruz… Neden ABD ve AB’ye tabi olmadıkları için yıkılmak istenen ülke ve liderlere bizde düşman oluyoruz. Yıllarca Filistin’e, Gazze’ye, Lübnan’a yardım eden İran ve Suriye ne oldu da bir anda kötü oldular?

Sevgili okurlar, Suriye yönetimi Alevi olduğu için destekliyorum imajı aklınıza gelmesin. Ben Iğdır’dan baktığımda görebildiklerimi okuyarak sizlerle hasbıhal etmeye çalışıyorum… Empati yapmaya çalışıyorum… Bize yapılmasını istemediğim bir şeyi bir başkasına yapmayalım istiyorum… Siyonistlerin ve emperyalistlerin oyununa gelip birbirimizi katletmeyelim istiyorum… Müslümanlar birlik ve beraberlik içinde yaşasınlar istiyorum…

Yok, eğer birileri nefsini köleleştirmiş, satmış ise diyecek tek lafım yoktur… Ben her zaman olduğu gibi karınca misali tarafımı belirtiyor, ABD merkezli bir yapılanmanın her zaman karşısında olduğumu tekrarlamaktan kaçınmıyorum…

Afganistan, Bosna, Karabağ, Filistin, Irak, Suriye ve kısaca Arap coğrafyasında ve Ortadoğu’da öldürülen, malvarlıkları sömürülen, onurları ayaklar altına alınan, şeref ve haysiyetleriyle oynanılmaya çalışılan, maneviyatları yok edilen Müslüman halkın yanındayım…

Saddam’ın Halepçe’de Kürtlere karşı uyguladığı katliamı kınadığım gibi, Şia’lara karşı uyguladığı katliamları da kınamışımdır…

İsrail’in Filistin halkına karşı yaptığı saldırıları lanetlememek, Karabağ’da Ermenilerin vahşiliğini umursamamak, Avrupa’nın göbeğinde Sırpların Bosna’da yaptıklarına kayıtsız kalmak, Gazze halkının ablukada oluşunu umursamamak, kusura bakmayın ama benim vicdanımı sızlatmakta ve gayretim kabul etmemektedir…

Hz. Hüseyin: “Heyhat minez zille” demiş ve zulme direnmiştir…

Bu şuurla zillete boyun eğmektense ölümü tercih etmek kadar onurlu duruş daha ne olabilir ki…

Sözüm ona, Suriye’de meydana gelen olayların bir an önce bitmesi için elimizden gelen çabayı göstermemiz gerekmektedir… Yangına körükle gitmemeliyiz. Nefsimizle değil, Hz. Resulullah’ın hoşgörüsüyle olaylara yaklaşmalıyız…