Uzun zamandır Iğdır siyasetinde ne olup bittiğine dair bir değerlendirme yapmadım. Siyasi yazılar genelde, siyaset arenası hareketlendiğinde oluşan gündeme paralel şekilde yazılır.
Doğrusu şu anda olağanüstü bir durum yok. Zaten etrafımız adeta ateş çemberi. ABD–İsrail–İran gerilimi, İsrail’in Gazze ve Lübnan’a yönelik saldırıları, Hizbullah’ın yeniden toparlanarak İsrail’e karşı koyması, Körfez ülkelerinin duruşsuzluğu, yeniden canlandırılmak istenen Haçlı Seferleri ve Müslüman ülkelerin bu sürece dahil edilmesi, mezhebi dinin önüne koyan şarlatanların kepazeliği, ülke ve yerel siyaseti ister istemez ikinci plana itiyor.
Iğdır bir sınır şehridir. Her olumsuzluktan da olumlu gelişmeden de ilk etkilenecek şehirlerin başında gelir. Buna rağmen şehrimizde şu an itibarıyla can sıkıcı bir durum söz konusu değildir.
Elbette halkın siyasilerden ve devletten beklentileri her zaman olur. Bu oldukça doğal bir durumdur. Kendi içimizde siyasi olarak çekişsek de dışarıya karşı bir bütünüz ve böyle de olmak zorundayız. İsrail Başbakanı Netanyahu ve bakanlarına karşı CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın verdiği tepkiler, olması gereken ulusal dayanışmanın bir örneğidir.
Görüldüğü gibi İran halkı da benzer şekilde ABD ve İsrail’e karşı birlik olmuş, bu durum düşmanlarının hesaplarını alt üst etmiştir. Düşman, İran kara sınırlarına adım atmaya dahi cesaret edememektedir.
Ülkemizde de benzer bir tablo vardır. 90 milyon insan, siyasi olarak farklı düşünse bile dışarıdan gelebilecek bir tehlike karşısında tek vücut olur.
Bugün Iğdır’da, siyaseten eleştiren de bir tarafa yakın duran da gerçeklerin farkındadır. Bu nedenle böbürlenmeye, insanları yok saymaya, hizmet edeni küçümsemeye ya da hiçbir hizmet yapılmamış gibi göstermeye gerek yoktur. Herkes yapılanları görmekte, bugüne kadar benzeri hizmetlerin yapılmadığını da bilmektedir.
Her yazımda özellikle vurguladığım gibi, Iğdır il olduktan sonra seçilen milletvekilleri ve belediye başkanları, imkanları ölçüsünde şehrimize hizmet etmişlerdir. Kimi az, kimi çok ancak her birinin bir izi vardır.
Siyasi kişileri herkesin sevmesi gibi bir zorunluluk yoktur. Ancak her biri belirli ölçüde saygıyı hak eder.
Cantürk Alagöz konumunda bir milletvekili, siyasetçi ya da iş insanı henüz Iğdır’a gelmemiştir.
Cantürk Alagöz’e ulaşamadığı için kırılan ya da talebinin karşılanmadığını varsayıp küsen azda olsa vardır. Zaten dünyada herkesin her talebini karşılayabilen bir lider henüz gelmemiştir. Karşılanamayan taleplerin çoğu da gerçekleştirilmesi mümkün olmayan isteklerdir. İnsanlar bazen olmayacak şeyleri talep edebilir ve bu gerçekleşmeyince de kırılabilirler. Oysa biraz empati kurulduğunda, kırılmaya gerek olmadığı anlaşılacaktır.
Daha hakkaniyetli bir değerlendirme yapacak olursak, bugüne kadar birçok kişiye oy verdiğimiz gibi Cantürk Alagöz’e de bir oy verdik. Ancak ondan beklentimiz oldukça yüksek. Bunun nedeni de aslında bugüne kadar ortaya koyduğu hizmetlerdir.
Eğer bu kadar hizmet yapılmamış olsaydı, kimse bu ölçüde bir beklenti içinde olmazdı.
Cantürk Alagöz, siyasete atılmadan önce de tanınan bir iş insanıydı. Geniş bir çevreye sahipti. Kazancını dışarıdan elde etmiş ancak yatırımını Iğdır’a yapmıştır. Üstelik yaptığı yatırımlardan bugüne kadar ciddi bir kazanç da elde etmemiştir.
Örneğin yaklaşık 300 milyon TL yatırım yapılan lisanslı depolar, 30 yıl faaliyet gösterse dahi kira gelirleriyle kendini amorti edemeyecek durumdadır. Bu yatırım, Iğdır çiftçisinin daha güçlü olması için hayata geçirilmiştir. Çiftçi arpa, buğday ve mısır hasadı döneminde çaresiz kalmasın, ürününü satmak zorunda olmasın isterse depolayıp uygun zamanda satabilsin diye yapılmıştır. Nitekim son iki yıldır hiçbir çiftçi “ürünümü satamıyorum” diye feryat etmemiştir.
Plastik bardak ve geri dönüşüm fabrikalarında da benzer bir durum vardır. Örneğin 50 kişi çalışması gerekirken 100 kişi istihdam edilmektedir. Üretim ve satış iyi olmasına rağmen, gelir çoğu zaman personel giderlerini karşılamakta zorlanmaktadır. Bazıları bu yatırımların yüksek kazanç sağladığını düşünse de durum bu şekilde değildir. Her yıl ciddi zararlar oluşmasına rağmen istihdam korunmaktadır.
Teşvik ettiği Çinli iş insanı Koko’nun yatırımları da göz ardı edilemez. Şu anda Iğdır OSB’de yüze yakın kişiye istihdam sağlamaktadır. Kurulmakta olan ikinci fabrikayla bu sayı iki katına çıkacaktır.
Cantürk Alagöz, birkaç gün içinde yapımına başlanacak ve 20 milyon dolara mal olacak yeni bir fabrikanın hazırlıklarını da sürdürmektedir. Fabrikanın siparişleri Çin’e verilmiş, üretim süreci başlamıştır.
Iğdır Spor, spor tesisleri, CAN enerji şehrimizde bilinen önemli varlıklardır.
Sevgili okuyucular, yarın seçim gündemi oluştuğunda her parti kendi adayını belirleyerek seçime gidecektir. Kimse kimsenin oyuna ipotek koyamaz, kimse zorla oy alamaz.
Seçmen genel olarak oy vereceği kişinin geçmişine, yaptığı işlere, etkisine, becerisine, Iğdır’a verdiği öneme bakarak karar verir.
Bizler toplum olarak hem kırılgan hem de dik başlı bir yapıya sahibiz. İstediğimiz bir şey gerçekleşmediğinde hızlı tepki verebiliyoruz. Ancak artık işlerin bu şekilde yürümediğini görmek zorundayız. Bu anlayışla kimi seçersek seçelim, sonuç değişmeyecektir.
Unutulmamalıdır ki Türkiye siyasetinde şu an farklı bir tablo vardır. 600 milletvekili içinde, iktidar partisinde yer almasına rağmen Cumhurbaşkanı ile görüşemeyen, bakanlara ulaşamayan, bürokrasiye söz geçiremeyen isimler bulunmaktadır. Yani Ankara’da işlerin sanıldığı kadar kolay ilerlemediği açıktır.
Cantürk Alagöz, milletvekili olmadan önce de güçlü bir çevreye sahipti. Bugün ise hem milletvekili kimliğiyle hem de Cumhurbaşkanına yakınlığıyla, bakanlar tarafından dikkate alınan bir isim konumundadır. Yoğunluğu da oldukça fazladır ve bu durum fiziki olarak da hissedilmektedir.
Bizler elimizdeki değerin farkında olursak, onun yetenekleri sayesinde şehrimize daha fazla katkı sağlanabilir.
Cantürk Alagöz’ün de ifade ettiği gibi: “Talebin kimden geldiği önemli değildir. Şehrimiz için yapılacak her türlü hizmetin arkasında durur, elimden gelen desteği veririm. Çünkü ben şehrimi ve insanlarını seviyorum.”
Sonuç olarak, Iğdır’ın siyasi arenasında büyük bir değişiklik olmasa da beklentinin yüksek olduğu açıktır.