Sevgili Iğdır’lı hemşerilerim, hep son gün kararları ile yetişemeyeceğimizi bahane gösterir hayıflanırız…
Bende hayıflanmamamız için, çok önceden bir karar aldım ve bu Nevruz bayramını Allah ömür verirse Iğdır’da birlikte kutlayalım teklifi ile halkımızın karşısına çıktım… İlk olarak facebook sitesinde paylaştım bu düşüncemi… Oldukça yoğun ilgi gören bu paylaşım, aynı zamanda sorumluluğu da beraberinde getirdi… Yorumcu arkadaşlar bu söz burada kalmasın, insanları yine bilgilendirmek, hatırlatmak ve özellikle de köşe yazımda konuyu dile getirmem istendi… Nevruz, birliğin, kardeşliğin, dirilişin simgesidir... Yeniden diriliş, varoluş adına “NEVRUZ’DA IĞDIR’DA BULUŞALIM” sloganı ile kampanyamızı başlatmış bulunuyoruz…
Iğdır’ın dışında yaşamlarını idame ettiren, çeşitli sebeplerden ötürü Iğdır dışında yaşayan, ancak yürekleri Iğdır’da atan tüm hemşerilerimizi kaynaşma, hasret giderme, bağları kuvvetlendirme adına şimdiden Nevruz bayramında Iğdır’a davet ediyoruz…
Iğdır dışında yaşayan değerli hemşerilerim, kimi zaman çantacı olarak adlandırılırlar, Iğdır’ı terk edip gittikleri için pek söz hakkı tanımayız onlara… Söz söylemeye çalıştıklarında, 40 yılda bir gelip rahatsız etmeyin bizi derler, Iğdır’da yaşayanlar…
Belki söylemlerinde sitemli bir çıkış vardır. Ama şunu da çok iyi biliyoruz ki, Iğdır’da yaşayanlar gurbete gezmeye ya da iş için gittiklerinde ilk olarak yine sizleri ziyaret ederler… Her ne kadar sizleri bazılarımız ötekileştirse de, her ne kadar bazılarımız sizlere çantacı dese de, sizler bizim gönlümüzde, yüreğimizde her zaman varsınız ve var olmaya da devam edeceksiniz…
Şunu unutmamak lazım ki, gönül sevdiğine küser… Sevdiğine sitem eder, aslında bu sitem neden gelmiyorsunuz sitemidir… Neden memleketinizle ilgilenmiyorsunuz sitemidir… Neden burada kendinize bir ev almıyorsunuz sitemidir… Madem buralısınız, neden burada bir adresiniz yoktur sitemidir…
İmkânı olmayanlar için söyleyecek tek lafımız yok, ancak imkânı olup da Iğdır’ı hepten gözden çıkaranlaradır sözümüz…
Iğdır bizim,
Iğdır Sizin,
Iğdır hepimizindir…
Iğdır Anadır...
Iğdır Babadır…
Unutmayın Iğdırınızı, yılda bir kez de olsa uğrayın yurdunuza, hasret giderin dostlarınızla, ziyaret edin ecdatlarınızın mezarını…
Nevruz baharın dirilişi, toprağın uyanışı, mezarlıkların ziyaret edildiği, dostluk ve kardeşlik bağlarının pekiştiği gündür…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar