Bir toplum nasıl yönetilmek isterse öyle yönetilir…
Bayram Namazında, Namaz öncesi bir konuşma yapan H.Hacer Camii hocası Şeyh Veli Beder özetle şöyle demiş “Ne zamana kadar birbirinizle küs kalacak, ne zamana kadar bölük pörçük yaşayacaksınız… Oy bir insanın namusudur. Seçim zamanı piknik yapmayı, oy kullanmaya tercih eden insanlarımızın bu umursamaz tutumu ne zamana kadar böyle devam edecektir… Evini barkını satıp Iğdır’dan gidenlerin halini görünce yüreğimiz sızlamakta, üzüntü duymaktayız…
Bu duyarsızlık nereye kadar, birbirimize kem bakışlarımız nereye kadar, birlik olmadan bölük pörçük yaşantımız nereye kadar devam edecek? İnşallah bu Kurban bayramı vesilesiyle toplumumuz içindeki kini öfkeyi bir tarafa bırakır, dostluk ve kardeşlik içerisinde laik oldukları biçimde yönetilirler” demiştir…
Bir toplum nasıl yönetilmek isterse öyle yönetilir… Bizler rotasını kaybetmiş kaptanlar, dümenini yitirmiş tayfalar gibiyiz… Okyanusun ortasında dalgaların şiddetine göre sürüklenmekte, bazen durulmakta, bazen de batma tehlikesi geçirmekteyiz…
Din âlimi Veli Beder, cemaatine ‘iyiliği emretmek, kötülükten men etmek’ adına nasihatte bulunmuş, ‘ne zamana kadar bölük pörçük yaşayacak, birbirinize düşmanca tavırlar takınmaktan vazgeçeceksiniz’ diyerek uyarıda bulunmuştur… Elbette bir toplum huzur içinde, dostluk ve kardeşlik duygusuyla yaşasa iyidir… Siyaseten yolları ayrılan bir milletin, kurtuluşu mümkün olmaz… Durum ortada, sokakta birbiriyle konuşmayan, görüşmeyen, Allah’ın selamını esirgeyen bir dünya insan var… Peki, bu küskünlük ve dargınlık ne zamana kadar devam edecek?
Öfkesini yenemeyen insanlar, her zaman etraflarına zarar verirler… Firavun’laşmanın, zulümkar olmanın kimseye bir faydası olmamıştır, olmaz da… Herkesin kendisini kontrol etmesi, geçmişte yaptığı hataları gözden geçirmesi, mutlaka ve mutlaka öz eleştiri yapması gerekmektedir… Toplumsal mutabakatın bugünden tezi yok sağlanması gerek ki, yarınlaroa sancılı sürece girilmesin…
Demokratik ülkelerde yönetim, seçimle işbaşına gelenler tarafından yürütülür…
Dolayısıyla insanlar kendilerini yönetecek kişileri verecekleri kutsal oyları ile seçer, işbaşına getirirler… Ne acıdır ki, konuşurken mangalda kül bırakmayan, sözün en büyüğünü konuşan, her mecliste söz söylemeyi adet edinen birçok insan, basit ve kendine yakışmayacak şekilde oy kullanma yeteneğinden mahrum davranmakta, seçim zamanı sandığa gitmemeyi bir marifetmiş gibi savunmaktadır…
Pireye kızıp, yorgan yakılmaz!…
Bir insanın onuru, gururu, şerefi her şeyin üstündedir. Onurluca yaşamanın yolu da, demokratik ülkelerde halkın sandık başına gitmesi ve vereceği kutsal oylarla seçeceği iradedir… Eğer bir insan iradesini pireye kızarak bir başkalarına emanet ediyorsa, bu davranış o kişinin acizliğini, korkaklığını ve de duyarsızlığını gösterir… Veli Beder hocanın işaret ettiği gibi, insan namusu sayılan oyuna gerek ki sahip çıksın, duyarsız, duygusuz, tabir yerindeyse ‘amorf’, (akmaz, kokmaz, her kalıba, her şekle girebilen) olmamalıdır… Toplumsal değerleri hiçe saymamalı, kendi çıkarlarını toplumun çıkarlarının önüne koymamalıdır. Haddini bildirmek yerine, haddini bilmeyi de öğrenmelidir…
Her zaman olduğu gibi yine temenniyle bitiriyor ve umuyorum ki, toplumumuz kendine yakışanı yapar, pişman olunmayacak adımlar atarlar…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar