Yeni yıla, yeni ümitlerle girelim…
Eskiden beri yeni yıl heyecanı kaplamaz içimi, sadece takvim değişikliği yaşadığım bir yıl olarak görür, diğer günlerimden farksız geçiririm geceyi…
Mesela yeni yılda hiç Milli Piyango bileti almadım…
Şans oyunlarına oldum olası karşıyım… Sebebi belki inançla alakalı olsa da, bana göre esas düşüncem, işimi şansa bırakmayı sevmediğimdendir…
Milyonlar kaç gündür kim bilir ne hayaller kuruyorlar… Büyük ikramiyenin kendilerine çıkacağını hayal eden, olmayan parayla rüyalarını süsleyen, tatil hazırlıkları yapan, ev, araba almayı planlayan, iş kuracağını söyleyen, hele hele cami yaptıracağım diyen milyonlarca insan var…
Havadaki 100 kuştansa, yerdeki bir kuşu tercih ettiğimden, işimi şansa bırakmam… Ne bilet alırım, nede hayal kurarım…
Gerçi bir tek yılbaşında bilet alanlar hayal kurmuyorlar…
Kimi siyasetle ilgilenen, adaylık düşününler de hayal kurar…
Kimi Iğdır’da Kürt 3-5 Partiye bölünsün, Azeri tek aday göstersin hayali kurar…
Kimi Azeri 3-5 Partiye bölünsün Kürt iki partide oyları eşit bölüp kazınsın hayali kurar…
Kimi aday olursam kesin kazanırım hayali kuruyor.
Kimi kazanmak için nasıl bir oyun oynasam da, aranan adam ben olsam rüyası görüyor…
Kimi de kargaşadan nemalanarak totodan nasıl çıkarım hayali görür…
Hani hayal kurmam falan dediysem de, yani piyango hayali kurmam… Siyaseten güzel hayaller kurarım tabii ki…
Halkımızın birlik ve bütünlük içinde olması hayalini kurarım mesela…
Bak kıymetli kardeşim senden aday olmaz, boşuna ne kendini, nede milleti meşgul etme diyecek toplum hayalini kurarım mesela…
İnsanların birbirine güvendiği, sevip saydığı, her kafadan bir sesin çıkmadığı bir yıl hayali kurarım mesela…
Konuşulanın anlaşıldığı, söyleyenin dinlenildiği, sırf konuşmak için konuşulmadığı bir yıl hayal ediyorum mesela…
Bürokratın politize olmadığı, siyasetçinin ülkesini sevdiği, temizlik elemanlarının siyasete bulaştırılmadığı bir yıl hayal ediyorum mesela…
80 yıllık özlem üzerinden değil, sevgi üzerinden siyasetin yapılacağı bir yıl hayal ediyorum mesela…
Iğdır’a doğalgazın gelmesiyle soluduğumuz zehirden kurtulmayı hayal ediyorum mesela…
Huzurun hâkim olduğu, insan haklarına sözde değil özde saygının olduğu, hak isterken kendimize yapılmasını istemediğimiz davranışların başkasına yapılmadığı bir yıl istiyorum mesela…
Aslında istek çokta, yerine gelir mi bilmem…
Yeni yıldan biz bunları dileyelim, görelim Mevla ne vere…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar