Iğdır heyeti devletin zirvesi, Cumhurbaşkanını ziyaret etmiş…
Iğdır ilinin sorunlarını görüşmek üzere Ankara’ya giden 19 kişilik heyet, Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşerek ilin sorunlarını iletmişler… İletmişler diyoruz çünkü biz orada değildik… Heyetin içinde bir veya birkaç gazeteci olması gerekirken, maalesef ki basın camiasından kimseler bu görüşmeye davet edilmemişlerdir…
Görüşmede Iğdır basınından hiç kimse olmadığı için, detay bilgiler elimizde mevcut olmadığından aktarmamızda maalesef ki mümkün değildir… Iğdırlı olmayan iş adamları Iğdırlılar kervanına katılarak, Iğdır adına devletin en zirvesine çıkarlarken, Iğdır basını ve seçilmiş belde belediye başkanları maalesef ki davet edilmemişlerdir…
Iğdır Valisi Saim Saffet Karahisarlı’nın organize ettiği Cumhurbaşkanlığı ziyaret programına dahil olan 19 kişinin isimleri şöyle: Iğdır Valisi S. Saffet Karahisarlı, AK Parti Iğdır Milletvekili Ali Güner, BDP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan, BDP Iğdır Belediye Başkan Vekili Hüseyin Malk, Iğdır Üniversitesi Rektörü İbrahim Hakkı Yılmaz, Ak Parti İl Başkanı Av. Mustafa Buluş, Aralık Belediye Başkanı Hanım Turan, Tuzluca Belediye Başkanı A. Sait Sadrettin Türkan, BDP İl Başkanı Mehmet Yelbaka, Milli Eğitim Müdürü Selahattin Şimşek, Ticaret Odası Başkanı Kamil Arslan, İş Adamı Selahattin Mert, İş Adamı Mecit Kumtepe, İş Adamı Dursun Kaya, İş Adamı İsak Yaycılı, İş Adamı Caferali Taşbağ, İş Adamı Yaşar Akkuş, İş Adamı Mehmet İmece ve İş Adamı Muhyettin Altunbaş Cumhurbaşkanını ziyaret edenler arasında bulunmaktaydılar…
Listeyi incelediğimizde Iğdır’lı olmayan işadamlarının, Iğdır adına Cumhurbaşkanlığı köşküne çıkıp Iğdır’ı temsil ediyor olmaları doğrusu kabullenilir bir durum değildir…
Devletin huzuruna her gün çıkmak mümkün olsa, yapılan bu yanlışlığı telafi eder yeni bir heyet oluşturur bir daha ziyarete giderdik… Ancak o makamın ciddiyetini ve önemini bildiğimiz için Iğdır adına yapılan bu yanlışın telafisinin mümkün olmayacağını ve bu durumun düzeltilmesinin imkânsız olduğunu da bilerek sitemlerimizi ve şikâyetimizi dile getirmekten öte elimizden bir yaptırım gelmemektedir…
Cumhurbaşkanlığı gibi önemli bir makama giden Iğdır heyetinin, özünden ayrılıp, Iğdır’lı olmayan kişiler tarafından temsil ediliyor olması, Iğdır’lı iş adamlarının ve siyasilerin dikkatini çekmiş ve eleştirilerine hedef olmuştur…
Heyette bulunan Iğdır’lı iş adamları ve görev nedeniyle burada bulunanlar elbette ki orada olmayı hak etmiş, gururla o makama çıkmışlardır. Ancak Iğdır’lı olmayıp o saygın makama çıkan ve Iğdır’ı temsil ediyorum diyenlerin, Cumhurbaşkanlığı kayıtlarında yer almaları Iğdırlılar için unutulmaz bir anı olarak o sayfalarda kalacaktır…
Keşke orada daha çok Iğdır’lı olsaydı…
Keşke orada küçük işletmecilerden de birkaç kişi olsaydı…
Keşke orada bir Doktor, bir Eczacı, bir Ziraat Mühendisi, bir Mimar da olsaydı…
Keşke orada Iğdır gündemine hâkim, sorunlarını bilen, bir veya birkaç gazeteci olsaydı…
Keşke orada eli nasırlı bir çiftçimiz olsaydı…
Keşke orada ayakkabısının kenarında hayvan gübresi olan bir veteriner olsaydı…
Belki görüşme daha doğal ve verimli olurdu…
Belki Sayın Cumhurbaşkanı daha çok ilgi duyardı…
Belki meramımızı daha iyi anlatır, sorunlarımızı daha iyi ortaya koyardık…
Olmadı işte, Iğdır yine üvey evlat muamelesi görür gibi, sığınmacı bir anlayışın gölgesinde, öz yurdunda yabancılaştırıldı…
Sayın Cumhurbaşkanım Abdullah Gül’ün bilgisine sunulur…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar