Geçtiğimiz hafta sonundan itibaren şehrimizde önemli ve gerilimli günler yaşandı…
Iğdır Belediye Başkanı M. Nuri Güneş, BDP İl Başkanı Şebap Çelik ve 10 partilinin gözaltına alınmasının ardından çıkarıldıkları mahkemece Belediye Başkanı, BDP İl Başkanı ve 6 arkadaşları tutuklanmış, bunu protesto etmek için ertesi gün Partililer Milletvekili Pervin Buldan’ın da katıldığı bir miting düzenlemişlerdi…
Yoğun kalabalığın katıldığı miting de Milletvekili Pervin Buldan bir konuşma yaptı ve ardından toplumu sakinleştirmek, tahrik olmamaları yönünde uyarılarda bulunmak adına eski DEHAP İl Başkanlarından Abdulkadir Özsular kalabalığa seslendi… Miting sona erdiğinde BDP’li yöneticiler, mitinge katılan kalabalığın şehir merkezine gelmemeleri için çaba sarf etmiş, olay yaratmamaları içinde azami gayret göstermişlerdir… Ancak kendilerini dinlemeyen gençler, taşkınlık yaratmış, istenmeyen olaylar meydana gelmiştir…
Elbette ki kimse böyle hadiselerin olmasını istemez. Ancak olacağa da çare yoktur… Önemli olan taşkınlık olmaması için çaba sarf etmek, sükûneti sağlamak için Abdulkadir Özsular gibi olayların üzerine atılıp sükûneti sağlamaya çalışmaktır…
Iğdır’ın hassas bir noktada olduğunu, insanların birbiriyle dostluk, kardeşlik duygusu içinde yaklaşımlarını sürdürdüğü bilinen ve görülen bir gerçektir. Ancak ne hikmetse bu uyumlu diyalogu bozup, çatışma ortamını yaratmak için özel çaba sarf eden guruplar, hiçbir sorunları olmadığı halde özellikle de Söğütlü mahallesinde Azeri vatandaşların evlerini taşlamakta, sözlü ve fiziki sataşmalarda bulunmakta ve hoş olmayan manzaraların yaşanmasına sebebiyet vermektedirler…
Yapılanların yanlış olduğunu zamanla anlayacağız. Ama o zamanı böylesi anlamsız, tutarsız, hırçın bir duyguyla geçirmenin manasızlığının bilinmesini istiyorum…
Etki tepkiyi doğurur.
Eğer siz birilerine haksızlık eder, zorbalık yaparsanız, elbette ki karşılığını görürsünüz. Bu gün küçük gördüğümüz, önemsemediğimiz hadiselerin yarınlarda iyileşmez bir yaraya dönüştüğünü fark ettiğimizde iş işten çoktan geçmiş olacaktır…
Şehrimiz insanının aklıselim davranması olmazsa olmazımızdır. Dışarıdan gelen, tahrikkar ve hırçın davranın talimatı verenler, Iğdır yansa bir bağ otu yanmayacak olanlar, insanlarımızı kışkırtmakta, çatışma ve huzursuzluk ortamına sürüklemektedir…
Karamsar olmayalım.
Bundan önce ve bugünlerde yaşanan fevri olaylara Iğdır halkının Azeri’siyle, Kürd’üylü prim vermediği, kulak asmadığı görülen ve bilinen gerçeklerdir…
Benim endişem sadece şudur.
Bu umursamadığımız, bir şey olmaz bir iki çocuktur dediğimiz hadiseler, zamanla büyür ve altından kalkılamaz sıkıntıları beraberinde getirir…
Yoksa meydana gelen ufak tefek olaylar toplumun geneli tarafından elbette ki önemsenmemekte, kayda alınmamaktadır…
Ancak tuzu kurular gibi etliye sütlüye karışmamazlık edip kenara çekilmenin topluma en büyük ihanet olduğunu söylemek isterim…
Bu toplumun kanaat önderiyim diyen, lideriyim diyen, ağsakkalıyım diyen, aşiret reisiyim diyen herkesin ufak sayılan bu olaya el atması, büyüme sinyali veren hadiselerin baş vermemesi için üzerlerine düşeni yapmaları gerekmektedir…
Yarın çok geç olduğunda, birileri ben duymadım, ben görmedim, haberim yoktu mazeretlerinin arkasına sakın geçmesin…
Ben uyarıyorum, bu uyarımı kendini toplumun önünde giden olarak gören herkesinde okuduğunu biliyorum. Sorumluluk sahiplerinin sorumluluklarını yerine getirmesini bekliyorum…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar