Malumunuz üzere Iğdır’da taşımacılık sektöründe ciddi ilerlemeler kaydedilmiş, ülke genelinde hiçte azımsanmayacak bir tır firmacılığı oluşmuştur…
Girişimciler büyük riskler alarak kurdukları uluslararası taşımacılık firmalarında onlarca araç çalıştırmakta, binlerce şoför, muhasebeci, evrak takipçisi ve sanatkâr istihdam etmektedirler…
Taşımacılık sektöründe Iğdır’lı işadamlarıyla rekabet etmek, bir hayli zorlaşmış durumda… Avrupa’dan, Ortadoğu’ya, Asya’ya, Orta Asya’ya Uzak Doğu’ya, kısaca dünyanın birçok ülkesine taşımacılık yapan Iğdır fır firmaları, her geçen gün büyümekte, tır sayılarını çoğaltmakta, daha çok kişiye iş imkanı sağlamaktadırlar…
Iğdır’da bir çok alanda iş olanağı sekteye uğrarken, taşımacılık sektöründeki ilerleme ve Iğdır’a sağladığı ekonomik hareketlilik kısmen de olsa yüzleri güldürmekte, gelişen ve büyüyen sektöre her geçen gün yenileri katılmaktadır…
Ancak her sektörde olduğu gibi, Taşımacılık sektöründe de, fiyat kırmalar, gizli rekabetler, birbirini çekemezlikler maalesef ki yaşanmaktadır…
Iğdır’ın parlayan yıldızı tır firmalarının, istemeseler de Iğdır’da bir derneklerinin olması, dayanışmalarının olması, ortak hareketlerinin olması gerekmektedir…
Iğdır, özellikle tır taşımacılığında Türkiye’nin bir numarasıdır… Büyük fabrikaların tercihi, güzergâh itibariyle, İran, Afganistan, Azerbaycan, Nahcivan, Gürcistan, Kazakistan, Türkmenistan’a hâkim olmaları, önemlerini artırmaktadır…
Türkiye’de dev tır firmaları ile rekabet etme gücüne sahip firmalarımızın varlığı elbette ki bizleri gururlandırmakta, mutlu kılmaktadır…
Ancak firmaların kendi aralarındaki tatlı rekabetin, aynı zamanda dayanışmayı da beraberinde getirmesi gerekmektedir…
Iğdır’da tır firması ve taşımacılığının çoğalması demek, taşımacılık işi olan şirketlerin yüzlerini daha çok Iğdır’a çevirecekleri anlamı taşıyacaktır…
Bu sebepten ötürü çekişmeden ziyade, biribirilerine destek olmaları daha doğrudur…
Bu satırları okurken aklınıza şu gelmesin…
Tır firmaları arasında bir sorun mu var acaba…
Aslında yok, birkaç firma arasında tatlı rekabet var…
Birçok firma arasında da iyi dayanışma var tabii ki…
Ben genel bir dayanışmanın olmasını, dernekleşerek, güçlerine güç katmaları gerektiğini, sektördeki Türkiye liderliklerini ellerinden bırakmamaları gerektiğini vurgulamak istiyorum…
Umarım tüm firmalar bu yazıyı okur. Kendilerine yakışan adımı atarlar…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar