Bazen atalarımıza kızıyorum. Maden Ermeni zulmünden kaçıp buralara geldiniz, biraz daha ilerleyip şöyle İç Anadolu’ya, Ege’ye, Akdeniz taraflarına gidemez miydiniz?
Aras nehrini geçip hemen yerleşmişsiniz. Ermeni zulmünden kaçalım derken, yine Ermeniyle aynı şehirde yaşamışsınız…
Öz vatanımız dediğiniz topraklarda bile Ermeni katliamına uğramışsınız…
Ahhh atalarımız ahhhh….
Keşkelerin, ahlayıp vahlamaların bir faydasının olmayacağını biliyorum… O atalarımızın bugün ki torunları olan bizlerin bu tutarsızlıklarını görünce, keşke demek geliyor insanın içinden…
Hiç değilse metropol bir şehirde olsak, kaynayıp karışır giderdik…
Kalabalık şehirlerde yaşasak, birbirimizi fazla görmez, dedikodu üretmez, aleyhte konuşmaz, çekiştirme yapmaz, iftira atmazdık…
Ahhh atalarımız ahhh…
Hele bir başınızı kaldırıp bakın bakalım, siz çavdar ekmeğiyle aç yatarken, bizler kuzu pirzolaları yiyip, lüks otomobillere binip, şadlığımıza şıdlık ediyoruz…
Tamam, siz bizleri uzaklara götürmediniz ama bizlerde sizlerin o gün gösterdiğiniz onurlu mücadelenizi verecek cesarete, yeteneğe, saygıya, sevgiye, hoşgörüye maalesef ki sahip olamadık…
Sizler kenetleşmenin, ortak tavır almaların ne demek olduğunu yaşadığınız o çetin vaziyetlerden dersler alarak icra ettiniz.
Bizler bir eli yağda, diğer eli balda, duygusuz, duyarsız bir nesil yetiştirdik…
Sizler devletin verdiği ilaçlı buğdayı açlıktan yerken…
Bizler çeşit çeşit yemekleri beğenmez olduk…
Sizler, çarık giyerken…
Bizler markaları takip ettik…
Sizler canınız pahasına, Ermeni’ye yaltaklanmaz iken...
Bizler ufacık menfaatlerimiz için gerekirse onurumuzu satmayı bile göze aldık…
Sizler açlıktan ölürken…
Bizler fazla besinden kudurmaya başladık…
Aslına bakarsanız birçok şeyi yazmamak için direniyorum… Dün çok değerli bir Bürokratımızla hasbihal ettik… Aynı duygularımı kendilerine aktardım… Oysa yazacak o kadar konu var ki, mecbursun dengeleri gözetmeye, toplumu bir bütün halinde düşünmeye, kaygılı davranmaya, itinalı hareket etmeye… Belki okuyuculardan kızıp “peki o zaman sizin işinizin adı ne” diyecek olanlar da çıkacaktır elbet…
Doğruyu söylemek gerekirse böyle düşünenlerin haklı olduğunu söyleyebilirim. Ancak bizimde haklılığımızı düşünmeleri gerekir… Kimin elinin kimin cebinde, kimin oyunun kimin sandığında, kimin menfaatinin kimin dilinde olduğunun bilinmediği bir dönemde, ucuz kahramanlık yapmanın, her gördüğü yanlışı eleştirmenin, sonuca varmak için her istenilenin yansıtılmasının elbette ki bir bedeli ve sorumluluğu vardır…
Mesela geçenlerde belediye meclisi toplandı, geçici başkan seçildi… Seçim sonrası Iğdır gündemi bir anda karma karışık oldu… MHP-BDP’ye oy verdi lafı şehrin her köşesine ulaştırıldı…
Şehirde bu laflar dolaşmaya başladığında, aklıma ilk gelen şu oldu… MHP’li Encümen azası BDP’ye oy verdi diyen kişi, sırf bu laf çıksın diye oy vermiş olamaz mı? Elbette ki olur mu olur…
Bu lafların ardından ufak bir araştırma yaptım ve karşıma şöyle bir manzara çıktı…
Seçim öncesi Azeri kökenli 12 Encümen azası Iğdır’da bir iş yerinde toplanıyorlar… Toplantıya 12 azanın hepsi iştirak ediyor… Orada ortak karar alıp, ortak hareket edelim deniliyor…
Toplantıya katılan azalar şöyle anlaşıyorlar…
13 Kürt encümen, 12 Azeri encümen bulunmaktadır… Bu sayıya göre bizim aday çıkarmamız doğru değildir. Toplantıya katılalım ve hepimiz beyaz oy vererek ortak karar aldığımızı ortaya koyalım deniliyor…
Oy birliği ile bu fikir kabul görüyor…
Ancak deniliyor ki…
Şayet bu süre zarfında BDP’li 13 azadan birileri yine tutuklanırsa, (B) planı olarak birde adayımız olsun… 13-12 oranı değişmez ise aday olmasın, değişirse aday olsun deniliyor…
Böyle olunca birkaç aza adaylığını açıklıyor ve kura çekimi yapılıyor… Kuradan Güven Atam çıkıyor…
Anlaşıldığı üzere seçime gidiyorlar…
BDP’nin 13, diğer partilerinde 12 azası var… Doğal olarak (B) planının uygulanmaması gerekirken Güven Atam adaylığını açıklıyor…
Orada bulunan azalar anlaşmalarına bağlı kalırken, Güven Atam’ın bağlı kalmayarak adaylığını açıklaması kargaşa yaratıyor ve Atam son turda 4 oy alarak seçimi kaybediyor…
İki amcaoğlu MHP Sami Atam ile AKP Güven Atam belediye meclisine, duyduğuma göre diyalogları da zayıf. Oylama sonrası bir anda şehre MHP’li Sami Atam BDP’ye oy verdi dedikodusu yayıldı…
Sami Atam dedikoduya şiddetle karşı çıkarak kesinlikle böyle bir şey yok diyor…
Kimin kime oy verdiği çok önemli değil aslında…
Sami Atam oy vermemiştir. Velefki verse ne olacak… Yani anlaşmaya riayet etmeyenler mi eleştirilmeli? yoksa oy verenler mi?
TBMM’de AKP ile MHP kavgasını aralayan BDP’li Milletvekilleriydi…
Allah’ın işine bak ki, mecliste, AKP ile MHP birbirine giriyor, PKK ile ilişkilendirilen ve her iki partinin de eleştiri hedefinde olan BDP’liler de kavgayı ayıran taraf oluyorlar…
Sonuç olarak birliğin sağlanmadığı Belediye seçiminde, oyunbozanlar, yine oyunbozanlığını yapmış, toplum içine hoş olmayan dedikodunun düşürülmesine sebep olmuşlardır…
Dün yazdıklarımızla, kendi çıkar ve egolarının tatmini noktasında sınır tanımayanların gerçek yüzü bir kez daha ortaya çıkmıştır…
Umarım halk olayı iyi tahlil eder, gerçeği objektif görür…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar