Tarihler 26 Şubat’ı gösterdiğinde yürekler sızlamaya başlar…
Öyle bir acı sarar ki içimizi, gözyaşlarımız hüznümüze karışır…
Karabağ’ın sembolü Hocalı deyince gelir aklımıza, Ermeni çeteleri tarafından katledilen binlerce insanımızın acımasızca öldürülüşü, binlercesinin ağır şekilde yaralanması… Yüz binlercesinin evlerinden, yurtlarından sürgün edilişi, topraklarının işkâl edilişi gelir aklımıza…
Azerbaycan’ın en verimli toprakları, dağları ovaları ile doğa manzarasının eşsiz güzelliğini barındıran Karabağ’ın saldırıya uğrayan, masum insanlarının öldürüldüğü tek şehir Hocalı değil elbet, HANKENDİ, HOCALI, ŞUŞA, LAÇIN, HOCAVEND, KELBECER, AĞDERE, FÜZULİ, GUBADLI, AĞDAM, CEBRAYIL ve ZENGİLAN bölgelerinde de çok acımasız katliamlar yaşatmıştır Ermeniler… Ancak Hocalı en ağır zulmü görmüş, en yoğun saldırıyı yaşamış ve 20 binin üzerinde insanını kaybetmiş, 50 binin üzerinde insanı yaralanmıştır…
1992 yılında hocalı katliamı olduğunda Azerbaycan sokaklarında ayağa kalkan, sokaklara dökülen protestocuları görüntülüyordum…
Şehitlik hıyabanı gözyaşlarının sel olup aktığı bir mabet olmuştu…
İnsanlar çaresizdi.
Rus ordusu Azerbaycan’dan çekilmiş, eğitimsiz ve silahsız bir ordu ne yapacağını bilmeksizin toparlanmaya çalışıyor ve karşısında ise sivillere saldıran Ermeni adıyla deneyimli bir Rus ordusu bulunmaktaydı…
Şartlar Azerbaycan’ın aleyhine işliyor, iç karışıklığın yanında birde Karabağ savaşı Azerbaycan’ı tam manasıyla köşeye sıkıştırmıştı…
Ermeni çeteleri Rus ordusunun desteği ile işkâl ettikleri şehirlerde bölge sivil halkını işkencelere tabi tutuyor, uzuvlarını kesiyor ve katlediyorlardı…
Dönemin Cumhurbaşkanı Ayaz Muttalibov tüm bu olup bitenler karşısında şaşkın ve suskundu…
Azerbaycan’da kargaşanın hâkim olduğu bir dönemde Halk Cephesi Lideri Merhum Ebilfez Elçibey halk desteği ile iktidara geldi… Kısa süren iktidarda, onurlu ve ilkeli Elçibey, maalesef ki ekibini donanımlı kişilerden oluşturamadı ve kısa sürede kendi isteği ile görevini bırakarak Merhum Haydar Aliyev’i Azerbaycan’a davet etti…
Nahcivan’da Ali Meclis başkanlığı yapan Aliyev, o tarihlerde Nahcivan’ı terk eden Rus ordusunun yerine ilk Türk ordusunu kurmuş, Genel Kurmay Başkanlığına getirdiği Elman Abbasov oluşturduğu orduyla Nahcivan’ın güvenliğini sağlamaya başlamıştı…
Karabağ’da iyice azıdan Ermeniler hızlarını alamayarak Nahcivan’ın Sederek bölgesine de sardırmış, Nahcivan ordusunun karşı koymasıyla ilerleyememiş, ancak can kayıpları olmuştu…
Merhum Haydar Aliyev’in Azerbaycan Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından Azerbaycan’da iç karışıklık bitmiş, yurt savunmasına geçilmiş ve o tarihten bugüne Ermenistan’la diplomatik görüşmeler devam ettirilmektedir…
Ermeniler hem stratejik öneme sahip olan ve hem de verimli toprakları bulunan Karabağ’ı diplomatik yollarla devretmemek için bugüne kadar direndiler…
Türkiye ile protokoller imzalayıp sınır kapısını açmaya heveslenen Ermeniler, Karabağ meselesi gündeme geldiğinde çığırtkanlık yaparak haklılıklarını öne çıkarmaya çalışmaktadırlar…
Azerbaycan’ın %25’ine tekabül eden Karabağ bölgesi, yaklaşık 19 yıldır işkal altında. Bu işkalin son bulması için Azerbaycan’ın genç ama kararlı Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev yaptığı son hamle ve açıklamalarla bunu ortaya koymuş, Ermenistan’ı diplomatik yollarla son safhaya kadar ikna etmeye çalışacağını, aksi halde silaha başvurabileceklerini dünya kamuoyuna duyurmuştur…
Şiddetin savunulacak bir tarafı olmasa da, kaçınılmaz olduğunda meydandan kaçmakta mümkün değildir…
Cabbar Şıktaş
Aylardır İran etrafına yığınak yapan sırtlan sürüsü ABD ve İsrail, dün gece saldırıya geçti.
Bunca zaman psikolojik harp yaparak yıldırmaya çalışan siyonistler, her türlü hile, hurda ve aynı zamanda satın aldıkları ajanlar aracılığıyla İran’ı karıştırıp esir almaya çalıştılar ama başaramayınca vahşi yüzlerini gösterip savaş başlattılar.
İran, “Bana hangi ülkeden saldırı olursa karşılık vereceğim.” demişti.
Şimdi karşılık verince ciyaklamalar duyulmaya başlandı.
Irak, Katar, Ürdün, Kuveyt, Suudi Arabistan, Dubai gibi ülkelerde üssü bulunan ABD, o üslerden saldıracak, İran da durup seyredecek, öyle mi?
Birincisi, üssün kurulduğu yer o ülkenin değil, ABD’nin toprağıdır.
İkincisi, kendinizi bir gözden geçirin bakalım onurunuz, şerefiniz, haysiyetiniz var mı?
Sizin insanlığınız tartışılır.
Çünkü insan eti yiyenlerle, çocuk istismarcılarıyla aynı kulvarda yürüyorsunuz.
Vahşisiniz, insan değilsiniz.
Sizin adınıza Müslüman deniyor ama İbn-i Mülcem’siniz, Şimr’siniz, vahşisiniz. Ebu Süfyan’sınız, Muaviye’siniz, Yezid’siniz.
İran, sizin gibi onurunu, şerefini satmadığı için düşmanınız.
Sizler gibi el pençe divan esir olmadığı için düşmanınız.
İnsan eti yiyeni, Peygamber Ehlibeytine muhabbet besleyenlere tercih ediyorsanız, sizin inancınız yalandan ibarettir, sizin kıbleniz ABD ve İsrail, peygamberiniz de Trump ve Netanyahu’dur.
Allah, şu insan eti yiyen alçaklardan önce onurunu, şerefini ayaklar altına alanları, kızlarını sunanları kahretsin.
ABD ile İsrail, dünyanın gözünün içine baka baka zorbalık, hukuksuzluk, kanunsuzluk yapıyor ve herkes korkusundan susuyor.
İran 50 yıldır bu siyonist şer cephesinin karşısında duruyor, taviz de vermiyor.
Ama satılmış, her şeyini siyonizmin emrine vermiş olanlar, sömürülmeyi kabul ederek kul köle olmuşlardır.
İzzetli duruşu olmayanlar, tarihin çukurunda kaybolup gidecektir.
Hz. Hüseyin 1400 yıldır ilk günkü acıyla yad ediliyor.
Ama Muaviye ve Yezid lanetle anılıyor.
Muaviye ve Yezid sevgisi besleyen IŞİD kafalılar bile çocuklarına Muaviye, Yezid adı koyamıyorlar. Çünkü onların İslam’a nasıl darbe vurduklarını, Peygamber’e nasıl savaş açtıklarını biliyorlar.
Ama Şia sevmiyor diye sevenler, hakkı inkar edenlerdir.
Eğer bir dinin temsilcisi Cübbeli Ahmet ise, yazık o dine, yazık o yolda gidenlere.
İnsan izzetli durmalı, izzetli ölmelidir.
Ne kadar yaşarsan yaşa, sonu ölüm olan bir yolculuğun içindeyiz. Üç günlük dünyada izzetsiz yaşamaktansa şereflice ölmek evladır.
Hz. Hüseyin Kerbela’da Yezid tarafından muhafazaya alındığında ne demişti? “Heyhât mine’z-zille.” Zillet bizden uzaktır.
Zilletle yaşamaktansa ölmek evladır.
ABD ve İsrail’in kölesi olarak yaşamaktansa vallahi de billahi de ölmek şereflidir.
Bu savaşın galibi İran olacaktır.
İnsan eti yiyenler asla galip gelemeyeceklerdir.
Olur ya şayet galip gelirlerse, sırada Türkiye var diye bağıranları duymamak imkansızdır.
Türkiye ve İran, ABD ve İsrail’in elde etmek istediği önemli coğrafyalardır.
Eğer siyonizme hizmet edilirse, ac
- Yüreğimiz Yandı 16.04.2026
- Iğdır’da Gündem 14.04.2026
- Bak Oğlum, Biz Tüpün Kaçağını Çakmakla Kontrol Eden Bir Milletiz 12.04.2026
- Polis Teşkilatı Bizim Onurumuzdur 10.04.2026
- İRAN KAZANDI 08.04.2026
- İran Savaşından Alınması Gereken Dersler 05.04.2026
- İran’dan Türkiye’ye Füze Atıldı(!) NATO İmha Etti ve İran’ı Kınadı 31.03.2026
- Siz utanmasanız da olur, ben sizin yerinize utandım. 29.03.2026
- ABD-İsrail-İran Savaşında Siz Kimin Tarafındasınız? 26.03.2026
- Her Şey Çok Net 21.03.2026
Yorumlar